tantana'ya Hoşgeldiniz

Çevrimiçi günlügümün arayüzünü degistirdim. Yeni arayüzün yapımcıları İngilizce kullandıkları için ağ alanında gözünüze bazı İngilizce kelimeler çarpabilir. Farkettiklerimi Türkçe karşılıkları ile değiştireceğim. Benim gözümden kaçanları haber verirseniz sevinirim.

Mamma Mia !

calendar Ağustos 16, 2008

Geçen cuma, uzun sürenin ardından çok yorgun ve bitkin bir biçimde sinemaya gittim ve beklemediğim kadar eğlendim.

Filmimizin adı Mamma Mia. Abba şarkılarından oluşan çok keyifli bir müzikal. Oyuncuların seçimleri Abba üyeleri tarafından yapılmış. Hatta on küsür kez oscar adayı olmuş, bunların ikisini kazanmış Meryll Streep’in bile denenerek seçildiğini düşünürsek, üyeler bu işi gerçekten ciddiye almış. Ben filmi yüzümde dışarıdan bakanların gerizekalı oldugumu düşünmelerine neden olabilecek sürekli bir gülümseme ile izledim.

Konusu belki vasat ama çok güzel Abba şarkıları sayesinde keyfli iki saat geçireceğinize eminim. Ayrıca sevgili James Bond, Pierce Brosnan’ın filmin sonunda girdiği kılığı görmek bile, izlemek için yeterli bir sebep.

Filme adını veren şarkıyıda alanımızın bir kıyağı olarak sunuyorum. Şimdiden iyi seyirler

admin Yorumlar (0)

Cuil

calendar Temmuz 29, 2008

CuilSevgili internet’te arama yapabilmek için yeni bir arama motoru daha var artık. Her yerde google’a alternatif olarak duyurulan Cuil, Google gibi sade bir arayüze ve daha iddialı bir arama algoritmasına sahip. Ana sayfasında arama yapılabilecek sayfa sayısını 120 küsür milyar olarak belirtmişler. En beğendiğim özelliği ise sayfadaki tüm sonuçları aşağı yukarı fazla gitmeden tek bir ekranda görebilmeniz.

Bugün bir kaç aramayı Cuil üzerinden yaptım. Gayet güzel. Google’ın beyaz arayüzünden sıkılanlar için siyah bir alternatif. Böylece daha önce Blackle‘da gördüğümüz enerji tasarruflu arama motoru tarzını da benimsenmiş.

Yalnız burada sevgili Google’ın hakkı yeniyor olmasın. Üzülürüm.
Yıllardır her derdimize çare olan google’a nankörlük yapılmasın sakın. Kendisi her zaman başımızın tacıdır.

admin Yorumlar (1)

Elveda fare…

calendar Temmuz 25, 2008

Minnie Mouse BBC teknoloji ağ alanındaki bu yazı içinde geçen görüşlere bakılırsa, bilgisayarlarda kullanılan fareler önümüzdeki beş yıl içinde tarih olacak. Yerine mimik ve hareket algılayıcıları kullanılacak.
5 yıl belki teknolojik açıdan fare ar-ge çalışmalarının rafa kaldırılması için makul bir süre ancak, kullanıcı alışkanlıklarını değiştirmek için son derece kısa. Ayrıca kendimi bilgisayarı ağzımı gözümü oynatarak kullanmaya hazırlamak için de yetersiz.
Şu alandaki ankete katılan kullanıcılar da benimle aynı fikirde olacaklar ki %89′u “bu iş öyle 5 senede olmaz demişler”.
Geri sayımı başlattım: 1825 gün kaldı.

admin Yorumlar (2)

Şirketimizin başarı rakamları…

calendar Temmuz 14, 2008

Son iki hafta içinde şirketimiz insan kaynakları bölümü tarafından gelen elektronik postalar sayesinde sevinip, gururlanıyoruz. Başarılarımıza dair bildirilen sayıları azalarak sıralayacağım. İlk sayılar Interpro Bilişim 500 listesinden. Bilişim sektörüne ait bir başarı/büyüklük sıralaması. En altta ise insan kaynaklarından gelen diger sayılar var. İstatistikler yalan söylemez. Özellikle son iki satıra dikkat etmek gerekiyor. Buyurun sayılar…

507: Milyon dolar olarak ciromuz. (Türkiye’nin en büyük yerli bilgi teknolojileri şirketi)
339: Meteksan.Net Interpro Bilişim 500 sırası.
195: Tepe Teknoloji Interpro Bilişim 500 sırası.
40: Meteksan Sistem, Capital Dergisi-Brand Finance, Türkiye’nin en değerli 100 Markası sıralamasındaki yeri
38: Infronic Interpro Bilişim 500 sırası.
12: Meteksan Sistem Interpro Bilişim 500 sırası.
8: Meteksan.Net, İnternet hizmeti gelirleri sıralamasındaki yeri.
7: Meteksan Bilişim Grubunun bu yıl kazandığı, Kariyer.net İnsana saygı ödülünün tekrarlanma sayısı.
5: Meteksan Sistem, Kişisel bilgisayar (taşınabilir) dağıtıcı, toptancı, bayi gelirleri sıralamasındaki yeri.
4: Meteksan Sistem, Sektörel yazılım, Veri iletişim donanımı, Veri tabanı yazılımı ve Eğitim gelirleri sıralamasındaki yeri.
4: Infronic, Veri yedekleme ve depolama donanımı gelirleri sıralamasındaki yeri.
3: Meteksan Sistem, Sunucu gelirlerinde ve Uygulama geliştirme araçları gelirleri sıralamasındaki yeri.
2: Infronic, E-ticaret gelirleri sıralamasındaki yeri.
2: Meteksan Sistem’in Ankara’daki en büyük bilişim şirketleri arasındaki sırası.
2: Meteksan Sistem olarak, ERP yazılımı, Doküman arşiv yönetimi yazılımları ve Danışmanlık hizmeti gelirleri sıralamasındaki yeri.
1: Meteksan Sistem olarak, Sistem Bütünleştirme şirketleri arasındaki sırası.
14: Meteksan Sistem, çalışanların bir önceki aya ait maaşlarının öngörülen ödeme tarihi.
1: Meteksan Sistem, önceki aya ait maaşların, 14. günde verilecek taksitinin sıra numarası.

admin Yorumlar (3)

TRT Sansürledi. Biz de yedik…

calendar Temmuz 9, 2008

TRT’nin yayınlarında sansür uygulaması geçtiğimiz hafta yine gündeme geldi. Halit Ziya Uşaklıgil’in romanından uyarlanan ve Halit Refiğ’in yönettiği 1965 yapımı Kırık Hayatlar isimli filmdeki bir muayene sahnesinde, hanım hastanın görüntüsü ortadan kaldırılmış. Konuyla ilgili TRT’den yapılan açıklamada, filmin satın alındığı şirketten nasıl geldiyse o şekilde yayınlandığı söylendi. Ancak film 20 yıl önce TRT arşivine girip yayınlanmış ve o günlerde muayene olan kadın hastanın görüntüsüne yer verilmiş. Tuhaf geliyor kulağa.

Bende işim gücüm yok,duruma kadın hastanın sırtının görüntüsünün kesilmesi olarak değil de, daha geniş bir sansür penceresinden bir bakayım dedim.

TRT’nin bu konudaki sicili pek iyi değil. Devlet televizyonu olması sebebiyle ülke çıkarları ile çatışan şeyleri yayınlama konusunda hassasiyet göstermesini yadırgamak elbette mümkün değil. Ancak uyguladığı sansürler ve gerekçeleri bu hassasiyetle pek bağdaşmıyor.

Örneğin Sayın Başbakan’ımızın Sayın Çiftçi’mize “lan” demesinin, TRT kameraları tarafından kaydedilip, “haber değeri olmadığı” gerekçesiyle yayınlanması bana bir tür siyasi sansür gibi geldi. Sayın Bülen Ecevit’in cenaze töreninde Hükümet Yetkilileri Kocatepe Camii’ne girerken atılan sloganlarda, yayının sesinin kısılması ve ardından uzun süredir bağlanılmayan merkez stüdyolarına dönülmesi, bir rastlantıdan fazla sanki. Haber Sendikası üyesi TRT çalışanlarının yeni hazırlanan ve keyfi atamalara izin vermesi nedeniyle adı “TRT’yi tasfiye planı”na çıkan yasayı protesto eden “TRT çalışanlarının” gösterisine yer verilmemesi de bir tuhaf doğrusu.
Bence yaptığı belgeselleri hepimizin izlemesi gereken Banu Avar’ın, “Sınırlar Arasında” programının, Dışişleri Bakanlığı’ndan onay almasına rağmen, TRT tarafından uygun görülmeyerek makaslanması, yayın saatinin sürekli değiştirilmesi ve önce kanalının değiştirilip sonra yayından kaldırılması yine sevgili TRT tarafından “sansür değil kardeşim bu” şeklinde savunuldu.

Tabii ki TRT’den bir BBC olmasını beklemek pek doğru değil. Ancak en azından bir delikanlı çıkıp “kardeşim televizyon benim, babamın malı gibi kullanırım” diyebilse bence daha şık dururdu. Yoksa Belgin Doruk’un sırtını görmek isteyen de görür, protestoları duymak isteyen de duyar, Banu Avar’ın belgeselini seyretmek isteyen de seyreder(Hatta hemen gider ktunnel üzerinden youtube’a Banu Avar diye arar. Özellikle İsveç ve Fransa’yı tavsiye ediyorum).

Benim gücüme giden sürekli olarak çaldıkları eşeklerimizi bize geri vermeyi vaat eden devlet idarecilerimizin, “bunu göstermeyelim, onu da biraz hafifletelim, şuna da haber değil diyelim….. Oooooh mis gibi oldu.” şeklinde hareket edip, yalnız ve güzel ülkemin insanını keriz yerine koymaya çalışması.

admin Yorumlar (0)

Bizi en iyi Lineker anlar

calendar Haziran 26, 2008

Gary Lineker Ingiltere’nin 80′li yıllarda ki en önemli ileri uç oyuncusuydu. Kendisinin bende ayrı bir yeri vardır. O top koştururken, ben sokakta kendisi kılığında futbol oynardım. Yani o zamanlar deli gibi futbol takip ettiğim düşünülürse bana göre dünyanın o dönemdeki en iyi oyuncusuymuş. Lineker futbol oynadığı dönemde yeteneği ve zekası ile ön plana çıkmış bir futbolcu. İyi anlaşılsın diye affınıza sığınarak söylüyorum, futbol hayatı boyunca “eşek yüküyle” gol atmış bir kişilik. Gary LinekerTüm bu golleri atarken bir tane bile sarı kart görmeyen bir oyuncu. Bunlar bence futbolu ne kadar iyi bildiğini gösteriyor. Kendisinin parlak kariyerine buradan ulaşmak mümkün. Türk milleti için pek sevilmeyen bir kişilik olabilir, zira İngiltere’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı 5-0 ve 8-0′lık iki zulümde kendisi üçer gol atmıştır.

Peki Lineker’in bu futbol bilgisi ve zekası bizim ne işimize yarar? Şu işimize yarar:
Kendimizi Almanya yenilgisi ve kupadan elenmemiz konularında züğürt tipinden de olsa teselli etmeye yarar.

Gary Lineker demiş ki:
“Football is a simple game. 22 men chase a ball for 90 minutes and at the end, the Germans always win”. Yani:
“Futbol basit bir oyundur. 22 adam 90 dakika boyunca bir topu kovalar, ve sonunda hep, Almanlar kazanır.”

admin Yorumlar (1)

Sessiz Dans

calendar Haziran 25, 2008

Toronto’da düzenlenen bir festivalin toplanmalarından birine gidiyoruz şimdi de:
Luminato - Toronto Festival of Arts + Creativity 2008

Kısaca eğlence şu şekilde: Eğlence alanında toplanan herkes daha önce duyurulan DJ AC Slater’ın bir setini indirip taşınabilir müzik oynatıcılarına yüklüyor ve hepsi beraber kulaklıklarını takıp aynı anda müziği başlatıyorlar.

Benim duyduğum en ilginç eğlencelerden biri. Eşine rastlama ihtimalinin zaten çok düşük olmasını bir yana bırakıyorum, birilerinden böyle bir şey yapıldığını da duymadım hiç. Başka yerlerde benzer şeyler olmuş. Bana biraz yabancı sadece. Google’da “Silent Rave” diye aratınca bir çok benzeri bulunuyor.

Buradan eğlencenin bir videosuna ulaşabilirsiniz. Bu bir, iki , üç ağ alanından da fotoğrafları ve eğlence ile ilgili detaylara bakabilirsiniz.

Hakikaten çok özgün bir uygulama. Çok beğendim, aferin düşünenlere.

admin Yorumlar (0)

Öp babanın elini - Çetin Altan

calendar Haziran 23, 2008

Sevgili Erdinç’ten yine harika bir ülkem özeti. 3 maçtır tam da bize uygun şekilde son dakika da kurtardığımız maçlarla sevinmeye devam ediyoruz. Kendimize inancımızın artması güzel ama yine bize özgü bir alışkanlık yaratması an meselesi. Milletçe her sıkıntımızın ardından son dakikada atarız dememize çok az kaldı.

Sayın Çetin Altan’ın yazısını tantana’ya uygun bulmuş Erdinç. Çok da doğru düşünmüş. Teşekkürler.

Öp babanın elini

Özellikle nüfusun erkek kesiminde maç tutkusunun, politik sorunlarla ilgilenmeye ağır basması neden acaba? Örneğin yarın akşam Viyana’da Türkiye-Hırvat maçı başladığı sırada; Başbakan Tayyip Bey de, vatandaşlara hitap etmeye kalksa; TV izleyicilerinin ağırlığı hangi tarafta yoğunlaşır? Lamsız cimsiz biliyoruz ki, maç tarafında.

Kolay değil, tüm dünyada futbol karşılaşmalarına olan merakın; politik çatışmalara olan meraka ağır basmasını, bir analiz süzgecinden geçirmek.

Bir kez futbol maçları görsel; takımlardan hangisinin hasım kaleyi daha çok sıkıştırdığını da açık seçik görüyorsun, kimin kime gol attığını da…

Politikanın sözlü çatışmalarında ise, ne böyle bir görsellik var, ne de açık seçiklik. Kimin kime daha çok gol attığı, politik şutçuların kendi iddialarından ibaret kalıyor. Ne kalecilerin plonjonlarını görebiliyorsun, ne de ağlara takılan golleri.

Futbolun, politikaya ne zaman ağır basmaya başladığının tarihini, saptamak da kolay değil. Ne var ki o tarih, aynı zamanda evrensel bir dönüşümün tarihi. Fransız İhtilali ile başlayan “demagoglar saltanatı”nın da, yavaş yavaş miadını doldurmaya başladığının tarihi.

Böylesi bir dönüşümün anahtarını kim çevirdi, derseniz?.. Elbet de fizikçiler…

Uzay’a gönderilen uydular sayesinde futbol maçları, dünyanın her yerinden izlenebilir duruma gelmeseydi, maçlara karşı duyulan ilgi; “ulus-devlet” modelinin yereline kilitlenmiş demagogların, “saltanat kavgaları”na duyulan ilgiye ağır basabilir miydi?

Gerçi milli maçlarda sağlanan zafer, milli bir coşku duygusallığını volkanlaştırmada… Ancak böyle milli bir duygusallık; yerel politikacıların ne primini artırmakta, ne de onlara karşı ilgiyi…

Maç izleyicileri ve maçlarda tutulan takımlar; “zengin-yoksul” ayrımına göre kutuplaşmıyor. Oysa siyasal kutuplaşmaların saman altında; “mezra, köy, kasaba, taşra, kıyı mahalle, topluluk” ile “toplumlaşmış kent, çağdaşlaşmış ilçe, zengin mahalle” ayrımlarının iskeletleri yatmakta. Milli maç galibiyetlerindeki ortak coşku, temeldeki ekonomik uçurumları bütünleştirmeye yetmiyor.

Mars gezegenine inen ve Mars’ın 1 metre derinliklerinden toprak da almayı başararak, özel deposuna koyan “Ankakuşu”nun yaratıcısı fizikçiler; kim bilir hangi yeni kapıları açmakta insanlığa?

İster misiniz 100 yıl içinde, “Uzay maçları” da oynanmaya başlasın? Kimlerle kimler mi karşılaşacak diyorsunuz; Uzay’da koşabilen astronotlaşmış futbolcularla, Uzay’da da top oynayabilen robotlar…

Türkiye, onca siyasal tartışma içinde, “80 yıllık bütçe harcamalarının neden hiç şeffaflaştırılmadığını” nasıl merak etmiyorsa; fütürist fantezilere de alışık değil. Oysa “fütürizm”, eğlenceli pencerelerden taze oksijenler taşır küflenmiş beylik tatavalara.

Astronot futbolcularla uzay robotları arasında yapılacak bir “Uzay maçı”nda, acaba tüm dünya hangi takımı tutar?

Bir yanda sınır ötesi operasyonlar; bir yanda da ekmek, yaş sebze, elektrik ve akaryakıt fiyatlarına sürekli zam varken; fütürist fantezilerin anlamı mı olur?

100 yıl önce de, cep telefonlarıyla sokakta çekilen fotoğrafların, saniyede Avustralya’ya gönderilebileceğinin fantezileri yapılabilseydi; ola ki Türkiye, hâlâ daha “gelişmiş”lik payesinden bu kadar uzakta kalmazdı.

Eski zamanlarda, yetişkin bir oğlu da olan bir baba; sık sık eve yeni bir kuma getirir ve oğluna, yeni eşini göstererek:
- Öp annenin elini, dermiş.

Bir gün de oğlu, sessizce evlendiği eşini getirmiş eve ve babası kapıdan girer girmez, eşine dönüp:
- Öp babanın elini, demiş.

Babadaki şaşkınlık, eksi sürprizlerin yarattığı şaşkınlıklar için de ortak bir deyim olmuş.
Bakalım, Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararlar için kimler:
- Öp babanın elini, diyecek…

Ama hepsinin ötesinde şahlanan merak, yarın akşamki maç… Moraller yüksek mi yüksek…

Kaldı ki, Levent’te ultra modern mekânlar içindeki kafeteryalar da harika; Fenerbahçe Parkı’ndaki Galatasaray Kulübü mutfağının zeytinyağlı enginarı da…

Daha ne olsun yani?

admin Yorumlar (0)

Yaşasın yasaklar, artık 1 numarayız

calendar Haziran 22, 2008

Devletimizin ağ alanlarını yasaklayarak iletişimi engelleme(ye çalışma) girişimleri ilk meyvelerini vermeye başladı ve halkımız internet üzerinden yasaklı ağ alanlarına erişim için sahtekarlık (bazen haklı olabiliyormuş) konusunda zirveye yerleşti.

Sevgili Onur’un dikkatini çeken bu konuyla ilgili istatistikler şöyle:

İki ağ alanının erişim istatistiklerinde üst sıralardayız. Bu alanlardan biri ktunnel.com . ktunnel.com bir ağ alanına bağlanmak için öncelikle başka bir alan üzerinden geçmenizi sağlayarak, direk erişimi engellenmiş alanlara erişiminizi sağlıyor. Şu aralar da hiç şüphesiz en çok youtube erişimi için kullanılıyor. Bu bağlantıdan ulaşabileceğiniz ktunnel.com ağ alanının istatistiklerine göre, alana en çok kullanıcı ülkemizden geliyor. Ayrıca neredeyse sadece bizim yüzümüzden alanın son dönem kullanımı bir kaç kat artmış durumda.

Şampiyonluğunu zorladığımız ikinci istatistik ise, ağ alanlarının isimlerinin çözümlenmesi sağlayan “alan adı sunucuları”ndan ülkemiz için yasaklanmış alan adlarını da çözebilen opendns.org istatistikleri. Bu bağlantıdan göreceğiniz gibi tek rakibimiz sevgili müttefiğimiz A.B.D.

Opendns.org‘da ki ikinciliği başarısızlık olarak nitelendiriyorum. Bunun için önlemlerin alınmasını ve gerekiyorsa google’a erişimin kapatılmasını yetkililerden rica ediyorum.

admin Yorumlar (2)

Yeni Nesil Oyuncak

calendar Haziran 17, 2008

Sevgili yeğenime almış olduğumuz yeni bir oyuncağı sizlerin huzurlarına çıkarmak istiyorum. Gerçekten cok basit olsa da, bizim zamanımızda yoktu demeye uygun nitelikte bir oyuncak. Son derece eğlenceli ve gürültücü. Kendi adıma Doruk’un oyuncakları arasında en iyisi.

Bu filmi Google Video hizmeti üzerinden sizlerle paylaşıyorum. Beni buna mecbur eden, yıllardır gün boyu televizyonlarda her türlü ahlaksızlığın gösterilmesine izin verip YouTube’u yasaklayan zihniyeti bir kez daha kınamak istiyorum.

Huzurlarınızda oldum olası sevdiğim ördeklerin bir temsilcisi.
Dans eden ördek… :

admin Yorumlar (0)