Archive for AÄŸustos, 2007

Irak’ta ölen Amerikan askeri sayısı < 600.000

Malumunuz Irak’ta 2003 yılında baÅŸlayan özgürleÅŸtirme harekatı sonucu ülke bir iç savaÅŸla yüzyüze kalmış durumda. Gazeteler ve radyo-televizyon haber bültenleri Irak’taki çatışmaları her gün sonuçları ile veriyor. Artık 3 büyük futbol takımımızdan sonra televizyonlarda haberi her gün yayınlanan tek konu Irak.

Bu kadar ÅŸiddetin yaÅŸandığı bir ülkeden çıkan haberlerin neredeyse yüzde doksan beÅŸi bir saldırı veya çatışma ve sonucunda ölen kiÅŸilerin sayısı oluyor. Haber baÅŸlığı genelde “Irak’ın ÅŸu ÅŸehrinde çıkan çatışma ya da meydana gelen patlama neticesinde xyz kadar Irak’lı öldü” ÅŸeklinde oluyor. xyz kimi zaman 5 kimi zaman 250. Bu çatışmalar sonucunda eÄŸer müttefik kuvvetler askerlerinden ölen olmuÅŸsa, ÅŸimdiye kadarki yeküne eklenerek, “Harekatın baÅŸladığı günden bu yana ölen Amerikan askeri sayısı böylece 4.987′ye yükseldi” ÅŸeklinde bir cümle ile haber baÄŸlanıyor.

Peki neden kimse “Harekatın baÅŸladığı günden bu yana ölen Irak’lı sivil sayısı ÅŸuna yükseldi” demiyor. Yaklaşık bir senedir böyle bir rakam bekliyorum ama henüz açıklayan olmadı. Sanıyorum bu bilgi artık haber deÄŸeri taşımıyor. Çünkü her gün ölen onlarca sivil haftada bir ölen bir kaç batılı ülkenin askeri kadar ilgi çekici ya da ilginin çekilmesi gereken bir ÅŸey deÄŸil.

Bu rakamı haberlerden öğrenme umudumu keserek kendim araştırmaya karar verdim. Karşılaştığım rakamlar arasında beklediğim gibi uçurumlar var. Rakamlara geleceğim ama genel olarak gördüğüm kadarıyla savaş sonucu ölen insan tanımı yapılırken savaş ve peşi sıra getirdiği koşullar sonucu ölenler düşünülüyor.

Bu baÄŸlantıda okuduÄŸum makalede iki kurumdan farklı rakamlar geliyor. Iraq Body Counts isimli kurum ÅŸu ana kadar ölen Irak’lı sayısının 69660 ile 76112 arasında olduÄŸunu söylüyor. Bu sayı bulunurken Irak’ta müttefik güçler tarafından yapılan harekatlarda ölenler ile müttefik güçlere karşı düzenlenen saldırılarda ölen siviller göz önüne alınmış. Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health tarafından yürütülen bir çalışmaya göre ise 2003 yılından bu yana 601.027’si ÅŸiddet olayları ve saldırılar nedeniyle toplam 654.965 Irak’lı sivil ölmüş. Aradaki fark ise savaÅŸ nedeniyle oluÅŸan yoksulluk sonucu ortaya çıkan açlık ve hastalıklar yüzünden ölenlerin sayısı. Bu baÄŸlantıda aynı zamanda ölü sayısının saatte ve günde kaç kiÅŸi olduÄŸuda yazıyor ama ben bu rakamlardan istatistik yaratılmasını pek etik bulmadığımdan bahsetmiyorum.
Just Foreign Policy Iraqi Death Estimator
Bir başka ağ alanında ölen sivil sayısının bir milyonu geçtiği belirtiliyor ve bir sayaçla gün gün takip ediliyor. Bu rakam benim okuduğum diğer yazılara göre biraz yüksek ancak rakamı nasıl topladıkları anlatılıyor. Yandaki resimde bu siteden alıntıdır ve kendiliğinden sürekli güncellenmektedir. Ümitim güncellemeye ihtiyaç olmaması tabii.

ABD hükümetine göre ise ölen sivil sayısı 30.000 civarında. ABD baÅŸkanının açıklamasına göre “abartıldığı kadar yüksek” deÄŸil yani.

Savaşın haklılığı ya da terörizm ile mücadele boyutunu bir yana bırakırsak bu korkunç rakamları aklımın almasında zorlanıyorum. Irak’ta her gün siviller ölüyor. Bu rakamlar her gün artıyor. Ölü sayısını 600.000 olarak düşünürsek Irak’taki son savaÅŸ su anda ölü sayısı açısından henüz otuzuncu sırada. Bu güne kadarki tüm savaÅŸlara ait listeye buradan ulaÅŸabilirsiniz. Ayrıca sevgili vikipedi’nin buradaki sayfasından da Irak savaşına ait farklı rakamlara ulaÅŸmanız mümkün.

Bir Trakya türküsü: Babuba

Tatil dönüşü ailemin tümü tarafından terkedilmiş evimizde ev işlerinden kendimi bulaşığı uygun gördüğüm bir zamanda televizyonda son derece neşeli bir türkü duydum. İnsanı olduğu yerde oynatacak cinsten bir türkü olması dikkatimi televizyona yöneltti. Sevgili TRT yapımcılarının altyazı olarak koydukları ve özellikle genç insanların türkü söylemesini sağlamak amacı taşıdığını düşündüğüm şarkı sözlerini okuyunca bir şaşkınlıktır aldı beni. Şarkı bir ayrılık hikayesini ve arkasındaki isyanı anlatıyordu. Araya giren kara tren, yaraya basılan tuz derken bir de baktım ki programa katılan tüm sanatçılar düğündeymiş gibi eğleniyorlar.

Sonradan arayınca türkünün bir Trakya türküsü olduÄŸunu ve Trakya’lıların böyle insanlar olduÄŸunu gördüm. Böylece bu tezat yoÄŸunluÄŸunun ÅŸaÅŸkınlığını üzerimden attım. Hatta bir yerde Trakya’lıların 5 dakikalık mesafe için bile yanlarına oyun havası kaseti aldığını, parayı eÄŸlenirken yemek için kazanmaya çalıştıklarını ve son derece gamsız olduklarını okudum. Açıkçası Trakya insanının bu tavrı hoÅŸuma gitti. Adamlar yaşıyor dememe sebep oldu.

Söz konusu türkümüzüde sizlerle paylaşayım:

Yunanistan ile aramızdaki sınır bilindiÄŸi üzere Meriç nehri ile belirlenmiÅŸtir. Nehrin bir yakası Yunan toprağı diÄŸer tarafı Türk toprağıdır. Edirne’de ki köylerden birinde Eyüp (bundan böyle hikaye sonunda kendisi için içimiz burulacağından bizim Eyüp olarak anılacaktır )adında bir genç köyün aÄŸasının kızına aşık olur. Ancak bizim Eyüp fakir olduÄŸu için bu iliÅŸki aÄŸaya ters gelmiÅŸ ve kızı karşı kıyıdaki köylerden birinin aÄŸasının oÄŸluna vermiÅŸtir (Karşı köyün de Türk köyü olduÄŸu belirtmeyi borç biliyorum). Bizim Eyüp’te öylece kalakalmış, aÅŸkından mecnuna dönmüş, saçı sakalına karışmış. Türkümüzde bizim Eyüp’ün feryadıdır esasında.

Sözleri şöyle:

Sevdiğim iki gözüm ellere yar oldu babuba
Kara tren aramıza kara duman ekti de
Göz göre göre yazık Eyub’a

Buraları sevemedim gönül orada
Yanıyorum tuz biber yarada
Deli gönül eremedi eyvah murada
Ölüyorum tuz biber yarada

Gözlerimin karesi kırmızı nar oldu babuba
Meriç’in azgın suyu aramıza girdi de
Göz göre göre yazık eyub’a

Buraları sevemedim gönül orada
Yanıyorum tuz biber yarada
Deli gönül eremedi eyvah eurada
Ölüyorum tuz biber yarada

Burada “BABUBA” Trakya’da sıklıkla kullanılan “be” kelimesinden çıkmıştır. Söylenmek istenen “BE BABA” dır aslında.

Sizler için sevgili Onur’un blogunda yayınladığı metodu ilk kez uygulayarak ÅŸarkımızı da sizlere sunuyorum: