Archive for Ocak, 2008
Ağ üzerinde engelleri aşmak
Şirketlerde genellikle internet trafiğini denetlemek, bant genişliğini korumak ve kullanıcıların çalışma sürelerini eğlence amaçlı ağ alanlarında gezerek boşa harcamasını engellemek amacıyla farklı içerik filtreleme yazılımları kullanılıyor. Bu yazılımlar özetle, bilgisayarınızdan çıkan trafiği dinleyerek, engellemenin gerekli görüldüğü yerlerde devreye girip, yaratmaya çalıştığınız bağlantıyı kopartıyor.
Yerel ağınızda bunu aÅŸmak kullanıcı seviyesinde çok kolay deÄŸil. Ancak benden duymuÅŸ olmayın VPN (Virtual Private Networking – Sanal Özel AÄŸ) teknolojileriyle bunun üstesinden gelmek mümkün. VPN ‘nin altında yatan, sizin trafiÄŸinizin bilgisayarınızdan baÅŸlayan ve engellemeleri aÅŸabileceÄŸiniz bir aÄŸa kadar uzanan bir tünelden geçirilip, bu aÄŸdan internete çıkış yapmanızın saÄŸlanması. Bu ÅŸekilde sizin aÄŸ trafiÄŸinizi yerel ağınızda maskeleyerek filtreleme yazılımından kaçırmak mümkün oluyor. Tabii bunun için kurumunuzdaki güvenlik duvarında VPN ile ilgili izinlerin açık olması gerekiyor. Benim ÅŸirketimde açık ve Websense filtreleme yazılımını aÅŸabiliyorum.

Bu amaçla kullanabileceÄŸiniz yazılımlardan bir tanesi Hotspot Shield. Onurka’nın blogunda ÅŸu sayfada bahsettiÄŸi yazılım sizin trafiÄŸinizin ABD üzerindeki sunucular üzerinden internete çıkmasını saÄŸlıyor.
Hotspot shield’i ayrıca, sadece ABD’de ki kullanıcılara hizmet veren Pandora gibi aÄŸ alanlarına da baÄŸlanmak için kullanılabilirsiniz.
Gözönünde bulundurulması gereken bir konu bu şekilde trafiğinizin yabancı bir ağdan geçiyor olması. Bu yüzden benim tercihim, bu şekilde bir bağlantı üzerinden kişisel bilgilerinizi (parola, posta adresleri vs.) kullanmayacağınız ağ alanlarına erişmek.
Açıkçası bu şekilde bir bağlantı şirketlerin güvenlik politikasını delmek anlamına geliyor. Ancak eğer bu bağlantıyı kurabiliyorsanız, o güvenlik politikası zaten yeterince işe yaramıyor ve bulunması şirketin kendini kandırmasını sağlıyor demektir. Açıkları şirketimize göstermek için zararsız bir yöntem. Denemekten çekinmeyin bence.
AnchorFree firmasının ürünü olan Hotspot Shield eklentisini buradan indirerek kurabilirsiniz.
Sibirya Soğukları
Ülkemiz yıllık Sibirya SoÄŸukları günlerini yaÅŸamaya baÅŸladı. Sansasyona bayılan basın yayın kuruluÅŸlarımızın “geberene kadar üşünecek hava” anlamına getirmek için kullandığı bu tamlama artık herkes tarafından o kadar benimsenmiÅŸ durumda ki, insanımızın Sibirya’yı Erzurum’un bir kasabası olduÄŸunu düşünmesi an meselesi. Zira kendisi Balkan’lara kafa tutacak seviyede hava durumlarına ve ana haber bültenlerine konu olur durumda.

Durum bu şekilde abartılacak kadar vahim olmamasına rağmen bu yılın en soğuk döneminden geçtiğimiz doğru.
14 Ocak 2007 saat 00:58 itibariyle biz evimizde otururken dışarıda hava sıcaklıkları şu durumda:
Ankara -12
Erzurum -30
Kars -29
Kayseri -22
Sivas -28
Ancak Dünya’nın en soÄŸuk yeri ülkemiz deÄŸil.
Özellikle Rusya’da ve Kanada’da çok daha soÄŸuk ÅŸehirlerle karşılaÅŸmak mümkün. ÖrneÄŸin an itibariyle Rusya’nın kuzey ÅŸehirlerinden 800 nufuslu Oimekon’da sıcaklık -53 derece. Zaten burası Asya kıtasında kayıt edilebilmiÅŸ en düşük sıcaklığa 1933 yılında -68 derece ile ulaÅŸmış bir bölge. Bununla ilgili tüm liste için bu aÄŸ alanını önerebilirim. Kanada’nın Yellowknife ÅŸehrinde ise ÅŸu anda sıcaklık -34 derece. Bu seviye için bile sıcaklık terimini kullanmak kulaÄŸa biraz garip geliyor. MoÄŸolistan’ın Ulan-Bator ÅŸehri ise -39 derece ile serin bir gün yaşıyor. Sıcaklığın burada da -50 olduÄŸu günlerle karşılaÅŸmak mümkün.
Daha ne kadar soÄŸuk olabilir sorusu aklına gelen varsa, bununla ilgili hizmeti de ayağınıza getiriyorum: Åžu ana kadar kayıt edilebilmiÅŸ en düşük sıcaklık Antartika – Vostok’ta -89.2 derece olarak ölçülmüş. Bu rakamlardan sonra sevgili basınımızı insaflı olmaya çağırıyorum.
Sıcaklıkların kulaÄŸa daha sevimli gelmesini saÄŸlamak için kullanılan en basit yöntem, Kelvin ölçeÄŸi kullanmak. Böylece sıcaklığın Antartika’ya gitmediÄŸiniz durumda 200 derece altına düşme ÅŸansı bulunmuyor. İçimiz ısınıyor.
İnsanoÄŸlunun arsız olduÄŸunu kabul ederek ve “yazın sıcaklar bitsin diye bu kadar istersek sonumuz bu olur” diyerek, sadece sosyetik evlerin bahçelerinde yaz aylarında telef olmaktan zorla kurtulan Sibirya kurtlarına yarayan bu havaların bir an önce makul sıcaklıklara geri dönmesini diliyorum.
Fallen Art
Fallen Art, Tomek Baginski yönetmenliğinde yaratılmış bir kısa (canlandırma) film.
Savaş ve askerler ile ilgili eleştirel bir yapım.
Ağ alanında(www.fallen-art.com) filmin kısa tanıtımı için yazanlar şöyle:
Pasifik’te, eski, unutulmuÅŸ bir askeri üs.
Zorlu görevler yüzünden aklını kaçırmış askerler ve ordunun kurtulamadığı örnek subaylar buraya gönderilirler.
Burada, medeniyetten çok uzaklarda, kanun ve kurallar deliliklerini besler.
Çavuş Al genç ve cesur askerlere sevgisini büyütüyor.
Dr. Friedrich fotoğrafçılık yeteneğini geliştiriyor.
Ve yaşlı, aklen yitik General A sanatını yaratıyor.
Ne kağıt kullanıyor, ne de tuval.
Tamamen farklı bir şeyler deniyor.
Arkamıza yaslanmadan son bir ilave. Film içindeki müzik Fanfare Ciocarlia isimli Romanya kökenli Balkan müziği topluluğuna ait.
BaÅŸlıyoruz…..: