Archive for Haziran, 2008
Bizi en iyi Lineker anlar
Gary Lineker Ingiltere’nin 80′li yıllarda ki en önemli ileri uç oyuncusuydu. Kendisinin bende ayrı bir yeri vardır. O top koÅŸtururken, ben sokakta kendisi kılığında futbol oynardım. Yani o zamanlar deli gibi futbol takip ettiÄŸim düşünülürse bana göre dünyanın o dönemdeki en iyi oyuncusuymuÅŸ. Lineker futbol oynadığı dönemde yeteneÄŸi ve zekası ile ön plana çıkmış bir futbolcu. İyi anlaşılsın diye affınıza sığınarak söylüyorum, futbol hayatı boyunca “eÅŸek yüküyle” gol atmış bir kiÅŸilik.
Tüm bu golleri atarken bir tane bile sarı kart görmeyen bir oyuncu. Bunlar bence futbolu ne kadar iyi bildiÄŸini gösteriyor. Kendisinin parlak kariyerine buradan ulaÅŸmak mümkün. Türk milleti için pek sevilmeyen bir kiÅŸilik olabilir, zira İngiltere’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı 5-0 ve 8-0′lık iki zulümde kendisi üçer gol atmıştır.
Peki Lineker’in bu futbol bilgisi ve zekası bizim ne iÅŸimize yarar? Åžu iÅŸimize yarar:
Kendimizi Almanya yenilgisi ve kupadan elenmemiz konularında züğürt tipinden de olsa teselli etmeye yarar.
Gary Lineker demiÅŸ ki:
“Football is a simple game. 22 men chase a ball for 90 minutes and at the end, the Germans always win”. Yani:
“Futbol basit bir oyundur. 22 adam 90 dakika boyunca bir topu kovalar, ve sonunda hep, Almanlar kazanır.”
Sessiz Dans
Toronto’da düzenlenen bir festivalin toplanmalarından birine gidiyoruz ÅŸimdi de:
Luminato – Toronto Festival of Arts + Creativity 2008
Kısaca eÄŸlence ÅŸu ÅŸekilde: EÄŸlence alanında toplanan herkes daha önce duyurulan DJ AC Slater’ın bir setini indirip taşınabilir müzik oynatıcılarına yüklüyor ve hepsi beraber kulaklıklarını takıp aynı anda müziÄŸi baÅŸlatıyorlar.
Benim duyduÄŸum en ilginç eÄŸlencelerden biri. EÅŸine rastlama ihtimalinin zaten çok düşük olmasını bir yana bırakıyorum, birilerinden böyle bir ÅŸey yapıldığını da duymadım hiç. BaÅŸka yerlerde benzer ÅŸeyler olmuÅŸ. Bana biraz yabancı sadece. Google’da “Silent Rave” diye aratınca bir çok benzeri bulunuyor.
Buradan eğlencenin bir videosuna ulaşabilirsiniz. Bu bir, iki , üç ağ alanından da fotoğrafları ve eğlence ile ilgili detaylara bakabilirsiniz.
Hakikaten çok özgün bir uygulama. Çok beğendim, aferin düşünenlere.
Öp babanın elini – Çetin Altan
Sevgili Erdinç’ten yine harika bir ülkem özeti. 3 maçtır tam da bize uygun ÅŸekilde son dakika da kurtardığımız maçlarla sevinmeye devam ediyoruz. Kendimize inancımızın artması güzel ama yine bize özgü bir alışkanlık yaratması an meselesi. Milletçe her sıkıntımızın ardından son dakikada atarız dememize çok az kaldı.
Sayın Çetin Altan’ın yazısını tantana’ya uygun bulmuÅŸ Erdinç. Çok da doÄŸru düşünmüş. TeÅŸekkürler.
Öp babanın elini
Özellikle nüfusun erkek kesiminde maç tutkusunun, politik sorunlarla ilgilenmeye ağır basması neden acaba? ÖrneÄŸin yarın akÅŸam Viyana’da Türkiye-Hırvat maçı baÅŸladığı sırada; BaÅŸbakan Tayyip Bey de, vatandaÅŸlara hitap etmeye kalksa; TV izleyicilerinin ağırlığı hangi tarafta yoÄŸunlaşır? Lamsız cimsiz biliyoruz ki, maç tarafında.
Kolay değil, tüm dünyada futbol karşılaşmalarına olan merakın; politik çatışmalara olan meraka ağır basmasını, bir analiz süzgecinden geçirmek.
Bir kez futbol maçları görsel; takımlardan hangisinin hasım kaleyi daha çok sıkıştırdığını da açık seçik görüyorsun, kimin kime gol attığını da…
Politikanın sözlü çatışmalarında ise, ne böyle bir görsellik var, ne de açık seçiklik. Kimin kime daha çok gol attığı, politik şutçuların kendi iddialarından ibaret kalıyor. Ne kalecilerin plonjonlarını görebiliyorsun, ne de ağlara takılan golleri.
Futbolun, politikaya ne zaman ağır basmaya baÅŸladığının tarihini, saptamak da kolay deÄŸil. Ne var ki o tarih, aynı zamanda evrensel bir dönüşümün tarihi. Fransız İhtilali ile baÅŸlayan “demagoglar saltanatı”nın da, yavaÅŸ yavaÅŸ miadını doldurmaya baÅŸladığının tarihi.
Böylesi bir dönüşümün anahtarını kim çevirdi, derseniz?.. Elbet de fizikçiler…
Uzay’a gönderilen uydular sayesinde futbol maçları, dünyanın her yerinden izlenebilir duruma gelmeseydi, maçlara karşı duyulan ilgi; “ulus-devlet” modelinin yereline kilitlenmiÅŸ demagogların, “saltanat kavgaları”na duyulan ilgiye ağır basabilir miydi?
Gerçi milli maçlarda saÄŸlanan zafer, milli bir coÅŸku duygusallığını volkanlaÅŸtırmada… Ancak böyle milli bir duygusallık; yerel politikacıların ne primini artırmakta, ne de onlara karşı ilgiyi…
Maç izleyicileri ve maçlarda tutulan takımlar; “zengin-yoksul” ayrımına göre kutuplaÅŸmıyor. Oysa siyasal kutuplaÅŸmaların saman altında; “mezra, köy, kasaba, taÅŸra, kıyı mahalle, topluluk” ile “toplumlaÅŸmış kent, çaÄŸdaÅŸlaÅŸmış ilçe, zengin mahalle” ayrımlarının iskeletleri yatmakta. Milli maç galibiyetlerindeki ortak coÅŸku, temeldeki ekonomik uçurumları bütünleÅŸtirmeye yetmiyor.
Mars gezegenine inen ve Mars’ın 1 metre derinliklerinden toprak da almayı baÅŸararak, özel deposuna koyan “AnkakuÅŸu”nun yaratıcısı fizikçiler; kim bilir hangi yeni kapıları açmakta insanlığa?
İster misiniz 100 yıl içinde, “Uzay maçları” da oynanmaya baÅŸlasın? Kimlerle kimler mi karşılaÅŸacak diyorsunuz; Uzay’da koÅŸabilen astronotlaÅŸmış futbolcularla, Uzay’da da top oynayabilen robotlar…
Türkiye, onca siyasal tartışma içinde, “80 yıllık bütçe harcamalarının neden hiç ÅŸeffaflaÅŸtırılmadığını” nasıl merak etmiyorsa; fütürist fantezilere de alışık deÄŸil. Oysa “fütürizm”, eÄŸlenceli pencerelerden taze oksijenler taşır küflenmiÅŸ beylik tatavalara.
Astronot futbolcularla uzay robotları arasında yapılacak bir “Uzay maçı”nda, acaba tüm dünya hangi takımı tutar?
Bir yanda sınır ötesi operasyonlar; bir yanda da ekmek, yaş sebze, elektrik ve akaryakıt fiyatlarına sürekli zam varken; fütürist fantezilerin anlamı mı olur?
100 yıl önce de, cep telefonlarıyla sokakta çekilen fotoÄŸrafların, saniyede Avustralya’ya gönderilebileceÄŸinin fantezileri yapılabilseydi; ola ki Türkiye, hâlâ daha “geliÅŸmiÅŸ”lik payesinden bu kadar uzakta kalmazdı.
Eski zamanlarda, yetişkin bir oğlu da olan bir baba; sık sık eve yeni bir kuma getirir ve oğluna, yeni eşini göstererek:
- Öp annenin elini, dermiş.
Bir gün de oğlu, sessizce evlendiği eşini getirmiş eve ve babası kapıdan girer girmez, eşine dönüp:
- Öp babanın elini, demiş.
Babadaki şaşkınlık, eksi sürprizlerin yarattığı şaşkınlıklar için de ortak bir deyim olmuş.
Bakalım, Anayasa Mahkemesi’nin vereceÄŸi kararlar için kimler:
- Öp babanın elini, diyecek…
Ama hepsinin ötesinde ÅŸahlanan merak, yarın akÅŸamki maç… Moraller yüksek mi yüksek…
Kaldı ki, Levent’te ultra modern mekânlar içindeki kafeteryalar da harika; Fenerbahçe Parkı’ndaki Galatasaray Kulübü mutfağının zeytinyaÄŸlı enginarı da…
Daha ne olsun yani?
Yaşasın yasaklar, artık 1 numarayız
Devletimizin ağ alanlarını yasaklayarak iletişimi engelleme(ye çalışma) girişimleri ilk meyvelerini vermeye başladı ve halkımız internet üzerinden yasaklı ağ alanlarına erişim için sahtekarlık (bazen haklı olabiliyormuş) konusunda zirveye yerleşti.
Sevgili Onur’un dikkatini çeken bu konuyla ilgili istatistikler şöyle:
İki ağ alanının erişim istatistiklerinde üst sıralardayız. Bu alanlardan biri ktunnel.com . ktunnel.com bir ağ alanına bağlanmak için öncelikle başka bir alan üzerinden geçmenizi sağlayarak, direk erişimi engellenmiş alanlara erişiminizi sağlıyor. Şu aralar da hiç şüphesiz en çok youtube erişimi için kullanılıyor. Bu bağlantıdan ulaşabileceğiniz ktunnel.com ağ alanının istatistiklerine göre, alana en çok kullanıcı ülkemizden geliyor. Ayrıca neredeyse sadece bizim yüzümüzden alanın son dönem kullanımı bir kaç kat artmış durumda.
ÅžampiyonluÄŸunu zorladığımız ikinci istatistik ise, aÄŸ alanlarının isimlerinin çözümlenmesi saÄŸlayan “alan adı sunucuları”ndan ülkemiz için yasaklanmış alan adlarını da çözebilen opendns.org istatistikleri. Bu baÄŸlantıdan göreceÄŸiniz gibi tek rakibimiz sevgili müttefiÄŸimiz A.B.D.
Opendns.org‘da ki ikinciliÄŸi baÅŸarısızlık olarak nitelendiriyorum. Bunun için önlemlerin alınmasını ve gerekiyorsa google’a eriÅŸimin kapatılmasını yetkililerden rica ediyorum.
Yeni Nesil Oyuncak
Sevgili yeÄŸenime almış olduÄŸumuz yeni bir oyuncağı sizlerin huzurlarına çıkarmak istiyorum. Gerçekten cok basit olsa da, bizim zamanımızda yoktu demeye uygun nitelikte bir oyuncak. Son derece eÄŸlenceli ve gürültücü. Kendi adıma Doruk’un oyuncakları arasında en iyisi.
Bu filmi Google Video hizmeti üzerinden sizlerle paylaşıyorum. Beni buna mecbur eden, yıllardır gün boyu televizyonlarda her türlü ahlaksızlığın gösterilmesine izin verip YouTube’u yasaklayan zihniyeti bir kez daha kınamak istiyorum.
Huzurlarınızda oldum olası sevdiğim ördeklerin bir temsilcisi.
Dans eden ördek… :