Öp babanın elini – Çetin Altan
Sevgili Erdinç’ten yine harika bir ülkem özeti. 3 maçtır tam da bize uygun ÅŸekilde son dakika da kurtardığımız maçlarla sevinmeye devam ediyoruz. Kendimize inancımızın artması güzel ama yine bize özgü bir alışkanlık yaratması an meselesi. Milletçe her sıkıntımızın ardından son dakikada atarız dememize çok az kaldı.
Sayın Çetin Altan’ın yazısını tantana’ya uygun bulmuÅŸ Erdinç. Çok da doÄŸru düşünmüş. TeÅŸekkürler.
Öp babanın elini
Özellikle nüfusun erkek kesiminde maç tutkusunun, politik sorunlarla ilgilenmeye ağır basması neden acaba? ÖrneÄŸin yarın akÅŸam Viyana’da Türkiye-Hırvat maçı baÅŸladığı sırada; BaÅŸbakan Tayyip Bey de, vatandaÅŸlara hitap etmeye kalksa; TV izleyicilerinin ağırlığı hangi tarafta yoÄŸunlaşır? Lamsız cimsiz biliyoruz ki, maç tarafında.
Kolay değil, tüm dünyada futbol karşılaşmalarına olan merakın; politik çatışmalara olan meraka ağır basmasını, bir analiz süzgecinden geçirmek.
Bir kez futbol maçları görsel; takımlardan hangisinin hasım kaleyi daha çok sıkıştırdığını da açık seçik görüyorsun, kimin kime gol attığını da…
Politikanın sözlü çatışmalarında ise, ne böyle bir görsellik var, ne de açık seçiklik. Kimin kime daha çok gol attığı, politik şutçuların kendi iddialarından ibaret kalıyor. Ne kalecilerin plonjonlarını görebiliyorsun, ne de ağlara takılan golleri.
Futbolun, politikaya ne zaman ağır basmaya baÅŸladığının tarihini, saptamak da kolay deÄŸil. Ne var ki o tarih, aynı zamanda evrensel bir dönüşümün tarihi. Fransız İhtilali ile baÅŸlayan “demagoglar saltanatı”nın da, yavaÅŸ yavaÅŸ miadını doldurmaya baÅŸladığının tarihi.
Böylesi bir dönüşümün anahtarını kim çevirdi, derseniz?.. Elbet de fizikçiler…
Uzay’a gönderilen uydular sayesinde futbol maçları, dünyanın her yerinden izlenebilir duruma gelmeseydi, maçlara karşı duyulan ilgi; “ulus-devlet” modelinin yereline kilitlenmiÅŸ demagogların, “saltanat kavgaları”na duyulan ilgiye ağır basabilir miydi?
Gerçi milli maçlarda saÄŸlanan zafer, milli bir coÅŸku duygusallığını volkanlaÅŸtırmada… Ancak böyle milli bir duygusallık; yerel politikacıların ne primini artırmakta, ne de onlara karşı ilgiyi…
Maç izleyicileri ve maçlarda tutulan takımlar; “zengin-yoksul” ayrımına göre kutuplaÅŸmıyor. Oysa siyasal kutuplaÅŸmaların saman altında; “mezra, köy, kasaba, taÅŸra, kıyı mahalle, topluluk” ile “toplumlaÅŸmış kent, çaÄŸdaÅŸlaÅŸmış ilçe, zengin mahalle” ayrımlarının iskeletleri yatmakta. Milli maç galibiyetlerindeki ortak coÅŸku, temeldeki ekonomik uçurumları bütünleÅŸtirmeye yetmiyor.
Mars gezegenine inen ve Mars’ın 1 metre derinliklerinden toprak da almayı baÅŸararak, özel deposuna koyan “AnkakuÅŸu”nun yaratıcısı fizikçiler; kim bilir hangi yeni kapıları açmakta insanlığa?
İster misiniz 100 yıl içinde, “Uzay maçları” da oynanmaya baÅŸlasın? Kimlerle kimler mi karşılaÅŸacak diyorsunuz; Uzay’da koÅŸabilen astronotlaÅŸmış futbolcularla, Uzay’da da top oynayabilen robotlar…
Türkiye, onca siyasal tartışma içinde, “80 yıllık bütçe harcamalarının neden hiç ÅŸeffaflaÅŸtırılmadığını” nasıl merak etmiyorsa; fütürist fantezilere de alışık deÄŸil. Oysa “fütürizm”, eÄŸlenceli pencerelerden taze oksijenler taşır küflenmiÅŸ beylik tatavalara.
Astronot futbolcularla uzay robotları arasında yapılacak bir “Uzay maçı”nda, acaba tüm dünya hangi takımı tutar?
Bir yanda sınır ötesi operasyonlar; bir yanda da ekmek, yaş sebze, elektrik ve akaryakıt fiyatlarına sürekli zam varken; fütürist fantezilerin anlamı mı olur?
100 yıl önce de, cep telefonlarıyla sokakta çekilen fotoÄŸrafların, saniyede Avustralya’ya gönderilebileceÄŸinin fantezileri yapılabilseydi; ola ki Türkiye, hâlâ daha “geliÅŸmiÅŸ”lik payesinden bu kadar uzakta kalmazdı.
Eski zamanlarda, yetişkin bir oğlu da olan bir baba; sık sık eve yeni bir kuma getirir ve oğluna, yeni eşini göstererek:
- Öp annenin elini, dermiş.
Bir gün de oğlu, sessizce evlendiği eşini getirmiş eve ve babası kapıdan girer girmez, eşine dönüp:
- Öp babanın elini, demiş.
Babadaki şaşkınlık, eksi sürprizlerin yarattığı şaşkınlıklar için de ortak bir deyim olmuş.
Bakalım, Anayasa Mahkemesi’nin vereceÄŸi kararlar için kimler:
- Öp babanın elini, diyecek…
Ama hepsinin ötesinde ÅŸahlanan merak, yarın akÅŸamki maç… Moraller yüksek mi yüksek…
Kaldı ki, Levent’te ultra modern mekânlar içindeki kafeteryalar da harika; Fenerbahçe Parkı’ndaki Galatasaray Kulübü mutfağının zeytinyaÄŸlı enginarı da…
Daha ne olsun yani?