Yıllardır futbol izliyorum. Böylesini görmedim. Cumhurbaşkanı’mız milli maç havasına girdi. İlk on birdeki yeri garanti. Pivot santrafor durumunda. Tüm toplar sanıyoruz kendisine gönderilecek. Zira durum onu gösteriyor.
Kendileri Ermenistan’a ziyarete gidiyor. Aslında amaç maça gidip frigo buz yemek.
Bu luzumsuz ziyaret geçmişte yapılan bazı açıklamalarla örtüşüyor. O günlerden kayıtlara geçen konuşmayı, sevgili Erdinç, Metin Aşık’ın satırlarıyla göndermiş. 1993 yılında mecliste Demirel Hükümetinin Ermenistan politikası tartışılıyor. Söz Sayın Gül’de:
“Hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir.
HALİL ORHAN ERGÜDER (İstanbul) : Beynelmilel protokol o..
ABDULLAH GÜL (Devamla): …Sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için, yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye’ye gelmiştir. Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘Bunun müsebbibi Türkiye’dir’ diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ‘Avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat Ortadoğu’nun, Asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; Kars’ın, Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”
Sayın Gül’ün bahsettiği katliam daha önce benim bu alanda bahsettiğim Hocalı Katliamı. Zannediyorum Sayın Cumhurbaşkanı’mız, aynı basınımızın Hocalı Katliamı’nı unuttuğu gibi, bu konuşmasını unuttu. Dahası orada ölen insanları, bizden koparılmak istenen toprakları, Avrupa’lılar gibi soykırımcı gösterilmek istenmemizi de unuttu.
Tabii ki Sayın Cumhurbaşkanı o günden bu yana çok gelişti. Hükümetimizin büyük desteğini alarak, gerizekalı bir “masadan kaçmama” politikasının yürütücüsü olmaya soyundu.
Ama o da ne: Hükümetimiz de bizim zaten masadan kaçmadığımızı, yıllardır tüm Ermeni, Avrupalı ve Amerikalı tarihçileri aynı masaya davet ettiğimiz, tüm belgelerimizi bu masaya yatırmaya hazır olduğumuzu söylediğimizi ve onlardan da ellerindeki belgeleri açmalarını istediğimizi unuttu. Aslında hükümet bunu unutmadı. Bürokratları unuttu. Türk Tarih Kurumu bunu unutturmayabilirdi. Talihsizlik; onunda Ermenistan konusunda yüksek hassasiyeti olan başkanı da yeni göreveden alındı.
Bir terslik var bu işte.