Fatih’in torunlarıyız, kömürcünün kralıyız…
Bildiğiniz üzere seçimler yaklaştı. Oy lazım. Bir miktar propaganda, bir miktar rüşvet ve birtakım ali cengizler sayesinde olmayacak şey yok.
Örneğin; kara çarşafa kırmızı üstüne beyaz altı ok takılabilir. İçi sızlayana Gripin tüm bakkallarda. Ya da poşet poşet kara elmas.
ÇarÅŸaf ile ilgili yazı yazmayı ÅŸimdilik erteliyorum. Zira ben geçen seçimde CHP’ye oy verdim, demek ki bu eÅŸekliÄŸe bende ortağım. Çıkıp beni benden iyi eleÅŸtirecek birileri olacaktır.
Gelelim kara elmas hadisesine. VereceÄŸi bir iki oy karşılığında sahip olmaya layık olduÄŸu en büyük ÅŸeyin kaybettiÄŸi eÅŸeÄŸi olduÄŸunu sanan yalnız ve güzel ülkem insanı, bu seçim döneminde de kömür ve gıda avansı karşılığında keriz gibi teslim olmayı uygun görmüş ve eÅŸeÄŸini “ÅŸimdilik” geri almıştır.
Esasında çok yorum yapılacak bir konu değil. Sadece bir şey hatırlatmak niyetindeyim.
Biz madem gerinmemiz gerektiÄŸinde “Fatih Sultan Mehmet’in torunlarıyız” diyoruz, o zaman vasiyetine de uymamız gerekir.
Osmanlı’nın en önemli üç padiÅŸahından biri, İstanbul’un sahibi Sultan 2. Mehmet vasiyetinde buyurur ki:
“Külliyemde inÅŸa ettirdiÄŸim imarethanede ÅŸehitlerimizin aileleri ve İstanbul’un fakirleri yemek yiyeceklerdir. Yemek yemeye veya almaya gelemeyen olursa bizzat görevliler, yemekleri hava aydınlanmadan, kimsenin sokaklarda olmadığı zamanlarda, kapalı kaplarla evlerine götüreceklerdir.”
Bir bildiği vardır herhalde.