Yaklaşık 45 gündür asker olduğum için yazı yazma fırsatım olmuyordu. Esasında epey yazacak şey geldi aklıma, ama yapanlar daha iyi bilir; fırsatlarınız sınırlı oluyor. Bugün bir şans yakaladım ve kaçırmadan yazayım dedim. Tabii her şeyden önce herkese selamlar.
Radikal gazetesinde dün (30 Ocak 2009) ilginç bir başlık gördüm. “Devlet Korumasından Devlet Hapishanesine” başlıklı yazıyı önce çok ciddiye almadım. Malum, bu aralar devlet kendi koruduklarını da kendini koruyanları da hapse atmayı başarı saydığı için gün gün iç sayfalara doğru kayan Ergenekon tantanasının bir haberidir, diye düşündüm. Ancak iç sayfadaki resmi görünce öyle olmadığını anladım.
Genç bir çiftin töre zımbırtısı sonucu yaşadıklarını anlatıyor. Kısaca kız zorla bir akraba ile evlendirilmek isteniyor, sonra sevdiği için kaçıyor; oğlan önce askerden kaçıp sonra yakalanıyor. Askeri ceza evinde evlilik, onaylanmayan evlilik sonucu delikanlının kafasına dört kurşun, kıza devlet koruması. Buraya kadar olan kısmı, zaten gün aşırı üçüncü sayfalarda. Sorun bundan sonrası. Devlet korumayı kaldırınca, kız eve dönemeyince, ahlaksızlık kol gezip düzen olunca kızımız da bir fuhuş baskınında yakalanıveriyor. Şimdi devletin cezaevinde. Herkesten uzak, emniyet altında.
Töre sözü geçince mangalda kül bırakmayan devletin amirleri, kendi korumalarındaki bir genç kıza bile sahip olamamış anlaşılan. Ortalıkta Güldünya hikayeleri dolu dizgin. Hikayemiz bol, kaymağı kalın. Sonuç değişmiyor ama. Mangalda kül bırakmamak için töreden yananların kül olmasını bekleyenler, hayatlarına devam ediyor. Olan, üçüncü sayfadakilere oluyor.