Author Archive
Yürü be Ömer !
Bu haberi ilk kez geçen hafta, önceki yazılarımda da söylediÄŸim gibi, en kaliteli haberciliÄŸi yaptıklarına inandığım Radyo Odtü’de dinledim. Bu günde Yılmaz Özdil’in yazısına konu olmuÅŸ. Bende buradan paylaÅŸmak uygun olur diye düşündüm.
Dünya Geri yürüme ÅŸampiyonasında sporcumuz Ömer Aslan 200 ve 400 metre’de Dünya Åžampiyonu, 100 metre’de Dünya İkincisi oldu. Benim ilk kez duyduÄŸum bir organizasyon olmasına raÄŸmen Dünya’da ilgi çeken bir yarışma olduÄŸu kesin. Olimpiyat hüsranımızın ardından Paralimpik’te aldığımız baÅŸarılar bizleri teselli etmiÅŸti. Açıkçası bu haber ne kadar sevindirmeli bilemiyorum. Durumu en iyi açıklayan kelimeyi, Radyo Odtü’de hafta içi her gün saat 15-17 arası 3-5 programını sunan Fulya haberin hemen ardından buldu: İronik
Yarışın İtalyanca aÄŸ alanının sevgili Google tarafından İngilizce’ye çevirilmiÅŸ haline buradan ulaÅŸabilirsiniz. Buradan da geriye koÅŸma ile ilgili detaylı bilgilere.
Yeni alan aynı tantana…
Uzun zamandır aklımda olan ÅŸeylerden biri, bu alanda baÅŸkalarına söz verebilmekti. Zaten burada bahsettiÄŸim konuların bir çoÄŸu eÅŸ-dost postalarından gelen yazılarla ilgili oluyordu. Bu konuda hakkını ÅŸimdiye kadar teslim etmediklerimden de yeri gelmiÅŸken özür diliyorum. (fallen art kısa filminin burada olmasını ve size ulaÅŸmasını saÄŸlayan Senem’i listenin önüne alıyorum.)
Sizlerden bana gelen postaların sadece ufak bir kısmını burada yayınlayabiliyordum. Elimde çok uzun bir yayınlanacaklar listesi var. Bunun önüne geçmenin en iyi yollarından biri gelen yazıları sizlerin bu alana koyması olacak. Bu konuda en muzdarip kiÅŸi olan Erdinç’in beni harekete geçirmesi sonucu, yeni bir platform oluÅŸmasına karar verdik. Alanı RSS beslemeleri ile takip edenlerin fark etmiÅŸ olabileceÄŸi üzere, son 4-5 yazı bana ait deÄŸil. Posta listesindeki kullanıcılar bundan haberdar olmayabilirler, çünkü posta modülü bozuldu
Bu yazıları ve yenilerini sahiplerinin haklarını teslim etmek amacıyla, ortak bir platform üzerinden sunmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Bu amaçla da yeni bir alan hizmete giriyor.
tantana.biz
Bu yeni alan anlatacak, paylaşacak şeyleri olan, bildiği bir konuyu bilmeyenlere öğretmek isteyen, gelen bir postayı başkalarına gönderip unutulmaktansa, tekrar tekrar okunabilecek hale getirmek isteyen ve özellikle bir dileğin gerçekleşmesi için gelen postanın 7-20 arası kişilerden oluşan gruplara acil olarak ulaştırılması gereken durumlarda, tüm postayı değil tek bir bağlantıyı yollayarak, sadece ülkemizde olan bant genişliği kotasına takılmak istemeyen herkese açık olacak.
Yani kısaca aynı tantana olacak sadece herkes tarafından koparılacak. Alanımın ilk sloganı olan “kuru gürültünün turuncusu” olacak.
Şimdilik sadece alanın taslağı hazır. Bugün yarın öncelikle bu alandaki yazılar, daha sonra yenileri tantana.biz de olacak ve tabii ki posta listesindeki herkese ulaşacak.
Bir taraftan taylanesen.net aynı şekilde devam edecek. Benim yazdıklarım hem burada hem tantana.biz de olacak. Postalar gelmeye devam edecek.
Umarım amacını yerine getirebilen bir alan olur.
Şimdi buradan bazı arkadaşları göreve davet etmek istiyorum. Sayın Balci, Karaağaoğlu (kendisi en sağlam teknoloji temelli blogun sahibidir), Özen, Kabaş,Mutlugiller, Öcal ve Kızar. Öncelikle sizlerin yoğun katkılarını bekliyorum haberiniz olsun.
Hadi göreyim hepimizi…
Tebrikler Gizem
Olimpiyatlarda yaşadığımız felaketten sonra Paralimpik olimpiyatlarda sporcularımız büyük başarılar kazanıyor.
Bugün yapılan altın madalya mücadelesinde Okçuluk dalında Gizem GiriÅŸmen altın madalya kazandı. Gizem’i benimle aynı lisede okuyan arkadaÅŸlarım tanıyacaklardır. Lisenin ardından Bilkent Üniversitesi İşletme bölümünü ÅŸeref derecesiyle bitirmiÅŸ olan okçumuz 2004 yılında baÅŸladığı spor hayatında zirveye ulaÅŸtı.
Ülkemizde sporcuların baÅŸarısızlığı için her türlü uÄŸraÅŸ sergilenmesine raÄŸmen Gizem’in bunların üstünden gelmesi ve Pekin’den altın madalya ile dönmesi gurur verici.
Tebrikler Gizem
Gül ilk on birde…
Yıllardır futbol izliyorum. Böylesini görmedim. CumhurbaÅŸkanı’mız milli maç havasına girdi. İlk on birdeki yeri garanti. Pivot santrafor durumunda. Tüm toplar sanıyoruz kendisine gönderilecek. Zira durum onu gösteriyor.
Kendileri Ermenistan’a ziyarete gidiyor. Aslında amaç maça gidip frigo buz yemek.
Bu luzumsuz ziyaret geçmiÅŸte yapılan bazı açıklamalarla örtüşüyor. O günlerden kayıtlara geçen konuÅŸmayı, sevgili Erdinç, Metin Aşık’ın satırlarıyla göndermiÅŸ. 1993 yılında mecliste Demirel Hükümetinin Ermenistan politikası tartışılıyor. Söz Sayın Gül’de:
“Hükümet, bu politikasıyla, geleceÄŸimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan CumhurbaÅŸkanı CumhurbaÅŸkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiÅŸtir.
HALİL ORHAN ERGÜDER (İstanbul) : Beynelmilel protokol o..
ABDULLAH GÜL (Devamla): …Sizin nasıl bir uzlaÅŸmacı olduÄŸunuzu, Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduÄŸunda, sizin ÅŸahin gibi davranmayacağınızı bildiÄŸi için, yüzünüzün ne kadar yumuÅŸak olduÄŸunu bildiÄŸi için cesaret bulmuÅŸ ve Türkiye’ye gelmiÅŸtir. Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeÅŸleriniz savaÅŸ halinde olacak, kardeÅŸleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘Bunun müsebbibi Türkiye’dir’ diye demeçler verecek; o kardeÅŸlerimiz katledilirken, ‘Avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuÅŸtur; fakat OrtadoÄŸu’nun, Asya’nın haritaları nihai ÅŸeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; Kars’ın, Ermenistan toprağı olduÄŸunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”
Sayın Gül’ün bahsettiÄŸi katliam daha önce benim bu alanda bahsettiÄŸim Hocalı Katliamı. Zannediyorum Sayın CumhurbaÅŸkanı’mız, aynı basınımızın Hocalı Katliamı’nı unuttuÄŸu gibi, bu konuÅŸmasını unuttu. Dahası orada ölen insanları, bizden koparılmak istenen toprakları, Avrupa’lılar gibi soykırımcı gösterilmek istenmemizi de unuttu.
Tabii ki Sayın CumhurbaÅŸkanı o günden bu yana çok geliÅŸti. Hükümetimizin büyük desteÄŸini alarak, gerizekalı bir “masadan kaçmama” politikasının yürütücüsü olmaya soyundu.
Ama o da ne: Hükümetimiz de bizim zaten masadan kaçmadığımızı, yıllardır tüm Ermeni, Avrupalı ve Amerikalı tarihçileri aynı masaya davet ettiğimiz, tüm belgelerimizi bu masaya yatırmaya hazır olduğumuzu söylediğimizi ve onlardan da ellerindeki belgeleri açmalarını istediğimizi unuttu. Aslında hükümet bunu unutmadı. Bürokratları unuttu. Türk Tarih Kurumu bunu unutturmayabilirdi. Talihsizlik; onunda Ermenistan konusunda yüksek hassasiyeti olan başkanı da yeni göreveden alındı.
Bir terslik var bu iÅŸte.
Mamma Mia !
Geçen cuma, uzun sürenin ardından çok yorgun ve bitkin bir biçimde sinemaya gittim ve beklemediğim kadar eğlendim.
Filmimizin adı Mamma Mia. Abba ÅŸarkılarından oluÅŸan çok keyifli bir müzikal. Oyuncuların seçimleri Abba üyeleri tarafından yapılmış. Hatta on küsür kez oscar adayı olmuÅŸ, bunların ikisini kazanmış Meryll Streep’in bile denenerek seçildiÄŸini düşünürsek, üyeler bu iÅŸi gerçekten ciddiye almış. Ben filmi yüzümde dışarıdan bakanların gerizekalı oldugumu düşünmelerine neden olabilecek sürekli bir gülümseme ile izledim.
Konusu belki vasat ama çok güzel Abba ÅŸarkıları sayesinde keyfli iki saat geçireceÄŸinize eminim. Ayrıca sevgili James Bond, Pierce Brosnan’ın filmin sonunda girdiÄŸi kılığı görmek bile, izlemek için yeterli bir sebep.
Filme adını veren şarkıyıda alanımızın bir kıyağı olarak sunuyorum. Şimdiden iyi seyirler
Cuil
Sevgili internet’te arama yapabilmek için yeni bir arama motoru daha var artık. Her yerde google’a alternatif olarak duyurulan Cuil, Google gibi sade bir arayüze ve daha iddialı bir arama algoritmasına sahip. Ana sayfasında arama yapılabilecek sayfa sayısını 120 küsür milyar olarak belirtmiÅŸler. En beÄŸendiÄŸim özelliÄŸi ise sayfadaki tüm sonuçları aÅŸağı yukarı fazla gitmeden tek bir ekranda görebilmeniz.
Bugün bir kaç aramayı Cuil üzerinden yaptım. Gayet güzel. Google’ın beyaz arayüzünden sıkılanlar için siyah bir alternatif. Böylece daha önce Blackle‘da gördüğümüz enerji tasarruflu arama motoru tarzını da benimsenmiÅŸ.
Yalnız burada sevgili Google’ın hakkı yeniyor olmasın. Üzülürüm.
Yıllardır her derdimize çare olan google’a nankörlük yapılmasın sakın. Kendisi her zaman başımızın tacıdır.
Elveda fare…
BBC teknoloji ağ alanındaki bu yazı içinde geçen görüşlere bakılırsa, bilgisayarlarda kullanılan fareler önümüzdeki beş yıl içinde tarih olacak. Yerine mimik ve hareket algılayıcıları kullanılacak.
5 yıl belki teknolojik açıdan fare ar-ge çalışmalarının rafa kaldırılması için makul bir süre ancak, kullanıcı alışkanlıklarını değiştirmek için son derece kısa. Ayrıca kendimi bilgisayarı ağzımı gözümü oynatarak kullanmaya hazırlamak için de yetersiz.
Åžu alandaki ankete katılan kullanıcılar da benimle aynı fikirde olacaklar ki %89′u “bu iÅŸ öyle 5 senede olmaz demiÅŸler”.
Geri sayımı başlattım: 1825 gün kaldı.
Åžirketimizin baÅŸarı rakamları…
Son iki hafta içinde ÅŸirketimiz insan kaynakları bölümü tarafından gelen elektronik postalar sayesinde sevinip, gururlanıyoruz. BaÅŸarılarımıza dair bildirilen sayıları azalarak sıralayacağım. İlk sayılar Interpro BiliÅŸim 500 listesinden. BiliÅŸim sektörüne ait bir baÅŸarı/büyüklük sıralaması. En altta ise insan kaynaklarından gelen diger sayılar var. İstatistikler yalan söylemez. Özellikle son iki satıra dikkat etmek gerekiyor. Buyurun sayılar…
507: Milyon dolar olarak ciromuz. (Türkiye’nin en büyük yerli bilgi teknolojileri şirketi)
339: Meteksan.Net Interpro Bilişim 500 sırası.
195: Tepe Teknoloji Interpro Bilişim 500 sırası.
40: Meteksan Sistem, Capital Dergisi-Brand Finance, Türkiye’nin en deÄŸerli 100 Markası sıralamasındaki yeri
38: Infronic Interpro Bilişim 500 sırası.
12: Meteksan Sistem Interpro Bilişim 500 sırası.
8: Meteksan.Net, İnternet hizmeti gelirleri sıralamasındaki yeri.
7: Meteksan Bilişim Grubunun bu yıl kazandığı, Kariyer.net İnsana saygı ödülünün tekrarlanma sayısı.
5: Meteksan Sistem, Kişisel bilgisayar (taşınabilir) dağıtıcı, toptancı, bayi gelirleri sıralamasındaki yeri.
4: Meteksan Sistem, Sektörel yazılım, Veri iletişim donanımı, Veri tabanı yazılımı ve Eğitim gelirleri sıralamasındaki yeri.
4: Infronic, Veri yedekleme ve depolama donanımı gelirleri sıralamasındaki yeri.
3: Meteksan Sistem, Sunucu gelirlerinde ve Uygulama geliştirme araçları gelirleri sıralamasındaki yeri.
2: Infronic, E-ticaret gelirleri sıralamasındaki yeri.
2: Meteksan Sistem’in Ankara’daki en büyük biliÅŸim ÅŸirketleri arasındaki sırası.
2: Meteksan Sistem olarak, ERP yazılımı, Doküman arşiv yönetimi yazılımları ve Danışmanlık hizmeti gelirleri sıralamasındaki yeri.
1: Meteksan Sistem olarak, Sistem Bütünleştirme şirketleri arasındaki sırası.
14: Meteksan Sistem, çalışanların bir önceki aya ait maaşlarının öngörülen ödeme tarihi.
1: Meteksan Sistem, önceki aya ait maaşların, 14. günde verilecek taksitinin sıra numarası.
TRT Sansürledi. Biz de yedik…
TRT’nin yayınlarında sansür uygulaması geçtiÄŸimiz hafta yine gündeme geldi. Halit Ziya UÅŸaklıgil’in romanından uyarlanan ve Halit Refiğ’in yönettiÄŸi 1965 yapımı Kırık Hayatlar isimli filmdeki bir muayene sahnesinde, hanım hastanın görüntüsü ortadan kaldırılmış. Konuyla ilgili TRT’den yapılan açıklamada, filmin satın alındığı ÅŸirketten nasıl geldiyse o ÅŸekilde yayınlandığı söylendi. Ancak film 20 yıl önce TRT arÅŸivine girip yayınlanmış ve o günlerde muayene olan kadın hastanın görüntüsüne yer verilmiÅŸ. Tuhaf geliyor kulaÄŸa.
Bende işim gücüm yok,duruma kadın hastanın sırtının görüntüsünün kesilmesi olarak değil de, daha geniş bir sansür penceresinden bir bakayım dedim.
TRT’nin bu konudaki sicili pek iyi deÄŸil. Devlet televizyonu olması sebebiyle ülke çıkarları ile çatışan ÅŸeyleri yayınlama konusunda hassasiyet göstermesini yadırgamak elbette mümkün deÄŸil. Ancak uyguladığı sansürler ve gerekçeleri bu hassasiyetle pek baÄŸdaÅŸmıyor.
ÖrneÄŸin Sayın BaÅŸbakan’ımızın Sayın Çiftçi’mize “lan” demesinin, TRT kameraları tarafından kaydedilip, “haber deÄŸeri olmadığı” gerekçesiyle yayınlanması bana bir tür siyasi sansür gibi geldi. Sayın Bülen Ecevit’in cenaze töreninde Hükümet Yetkilileri Kocatepe Camii’ne girerken atılan sloganlarda, yayının sesinin kısılması ve ardından uzun süredir baÄŸlanılmayan merkez stüdyolarına dönülmesi, bir rastlantıdan fazla sanki. Haber Sendikası üyesi TRT çalışanlarının yeni hazırlanan ve keyfi atamalara izin vermesi nedeniyle adı “TRT’yi tasfiye planı”na çıkan yasayı protesto eden “TRT çalışanlarının” gösterisine yer verilmemesi de bir tuhaf doÄŸrusu.
Bence yaptığı belgeselleri hepimizin izlemesi gereken Banu Avar’ın, “Sınırlar Arasında” programının, DışiÅŸleri Bakanlığı’ndan onay almasına raÄŸmen, TRT tarafından uygun görülmeyerek makaslanması, yayın saatinin sürekli deÄŸiÅŸtirilmesi ve önce kanalının deÄŸiÅŸtirilip sonra yayından kaldırılması yine sevgili TRT tarafından “sansür deÄŸil kardeÅŸim bu” ÅŸeklinde savunuldu.
Tabii ki TRT’den bir BBC olmasını beklemek pek doÄŸru deÄŸil. Ancak en azından bir delikanlı çıkıp “kardeÅŸim televizyon benim, babamın malı gibi kullanırım” diyebilse bence daha şık dururdu. Yoksa Belgin Doruk’un sırtını görmek isteyen de görür, protestoları duymak isteyen de duyar, Banu Avar’ın belgeselini seyretmek isteyen de seyreder(Hatta hemen gider ktunnel üzerinden youtube’a Banu Avar diye arar. Özellikle İsveç ve Fransa’yı tavsiye ediyorum).
Benim gücüme giden sürekli olarak çaldıkları eÅŸeklerimizi bize geri vermeyi vaat eden devlet idarecilerimizin, “bunu göstermeyelim, onu da biraz hafifletelim, ÅŸuna da haber deÄŸil diyelim….. Oooooh mis gibi oldu.” ÅŸeklinde hareket edip, yalnız ve güzel ülkemin insanını keriz yerine koymaya çalışması.
Bizi en iyi Lineker anlar
Gary Lineker Ingiltere’nin 80′li yıllarda ki en önemli ileri uç oyuncusuydu. Kendisinin bende ayrı bir yeri vardır. O top koÅŸtururken, ben sokakta kendisi kılığında futbol oynardım. Yani o zamanlar deli gibi futbol takip ettiÄŸim düşünülürse bana göre dünyanın o dönemdeki en iyi oyuncusuymuÅŸ. Lineker futbol oynadığı dönemde yeteneÄŸi ve zekası ile ön plana çıkmış bir futbolcu. İyi anlaşılsın diye affınıza sığınarak söylüyorum, futbol hayatı boyunca “eÅŸek yüküyle” gol atmış bir kiÅŸilik.
Tüm bu golleri atarken bir tane bile sarı kart görmeyen bir oyuncu. Bunlar bence futbolu ne kadar iyi bildiÄŸini gösteriyor. Kendisinin parlak kariyerine buradan ulaÅŸmak mümkün. Türk milleti için pek sevilmeyen bir kiÅŸilik olabilir, zira İngiltere’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı 5-0 ve 8-0′lık iki zulümde kendisi üçer gol atmıştır.
Peki Lineker’in bu futbol bilgisi ve zekası bizim ne iÅŸimize yarar? Åžu iÅŸimize yarar:
Kendimizi Almanya yenilgisi ve kupadan elenmemiz konularında züğürt tipinden de olsa teselli etmeye yarar.
Gary Lineker demiÅŸ ki:
“Football is a simple game. 22 men chase a ball for 90 minutes and at the end, the Germans always win”. Yani:
“Futbol basit bir oyundur. 22 adam 90 dakika boyunca bir topu kovalar, ve sonunda hep, Almanlar kazanır.”