Author Archive

Mamma Mia !

Geçen cuma, uzun sürenin ardından çok yorgun ve bitkin bir biçimde sinemaya gittim ve beklemediğim kadar eğlendim.

Filmimizin adı Mamma Mia. Abba ÅŸarkılarından oluÅŸan çok keyifli bir müzikal. Oyuncuların seçimleri Abba üyeleri tarafından yapılmış. Hatta on küsür kez oscar adayı olmuÅŸ, bunların ikisini kazanmış Meryll Streep’in bile denenerek seçildiÄŸini düşünürsek, üyeler bu iÅŸi gerçekten ciddiye almış. Ben filmi yüzümde dışarıdan bakanların gerizekalı oldugumu düşünmelerine neden olabilecek sürekli bir gülümseme ile izledim.

Konusu belki vasat ama çok güzel Abba ÅŸarkıları sayesinde keyfli iki saat geçireceÄŸinize eminim. Ayrıca sevgili James Bond, Pierce Brosnan’ın filmin sonunda girdiÄŸi kılığı görmek bile, izlemek için yeterli bir sebep.

Filme adını veren şarkıyıda alanımızın bir kıyağı olarak sunuyorum. Şimdiden iyi seyirler

Cuil

CuilSevgili internet’te arama yapabilmek için yeni bir arama motoru daha var artık. Her yerde google’a alternatif olarak duyurulan Cuil, Google gibi sade bir arayüze ve daha iddialı bir arama algoritmasına sahip. Ana sayfasında arama yapılabilecek sayfa sayısını 120 küsür milyar olarak belirtmiÅŸler. En beÄŸendiÄŸim özelliÄŸi ise sayfadaki tüm sonuçları aÅŸağı yukarı fazla gitmeden tek bir ekranda görebilmeniz.

Bugün bir kaç aramayı Cuil üzerinden yaptım. Gayet güzel. Google’ın beyaz arayüzünden sıkılanlar için siyah bir alternatif. Böylece daha önce Blackle‘da gördüğümüz enerji tasarruflu arama motoru tarzını da benimsenmiÅŸ.

Yalnız burada sevgili Google’ın hakkı yeniyor olmasın. Üzülürüm.
Yıllardır her derdimize çare olan google’a nankörlük yapılmasın sakın. Kendisi her zaman başımızın tacıdır.

Elveda fare…

Minnie Mouse BBC teknoloji ağ alanındaki bu yazı içinde geçen görüşlere bakılırsa, bilgisayarlarda kullanılan fareler önümüzdeki beş yıl içinde tarih olacak. Yerine mimik ve hareket algılayıcıları kullanılacak.
5 yıl belki teknolojik açıdan fare ar-ge çalışmalarının rafa kaldırılması için makul bir süre ancak, kullanıcı alışkanlıklarını değiştirmek için son derece kısa. Ayrıca kendimi bilgisayarı ağzımı gözümü oynatarak kullanmaya hazırlamak için de yetersiz.
Åžu alandaki ankete katılan kullanıcılar da benimle aynı fikirde olacaklar ki %89′u “bu iÅŸ öyle 5 senede olmaz demiÅŸler”.
Geri sayımı başlattım: 1825 gün kaldı.

Åžirketimizin baÅŸarı rakamları…

Son iki hafta içinde ÅŸirketimiz insan kaynakları bölümü tarafından gelen elektronik postalar sayesinde sevinip, gururlanıyoruz. BaÅŸarılarımıza dair bildirilen sayıları azalarak sıralayacağım. İlk sayılar Interpro BiliÅŸim 500 listesinden. BiliÅŸim sektörüne ait bir baÅŸarı/büyüklük sıralaması. En altta ise insan kaynaklarından gelen diger sayılar var. İstatistikler yalan söylemez. Özellikle son iki satıra dikkat etmek gerekiyor. Buyurun sayılar…

507: Milyon dolar olarak ciromuz. (Türkiye’nin en büyük yerli bilgi teknolojileri şirketi)
339: Meteksan.Net Interpro Bilişim 500 sırası.
195: Tepe Teknoloji Interpro Bilişim 500 sırası.
40: Meteksan Sistem, Capital Dergisi-Brand Finance, Türkiye’nin en deÄŸerli 100 Markası sıralamasındaki yeri
38: Infronic Interpro Bilişim 500 sırası.
12: Meteksan Sistem Interpro Bilişim 500 sırası.
8: Meteksan.Net, İnternet hizmeti gelirleri sıralamasındaki yeri.
7: Meteksan Bilişim Grubunun bu yıl kazandığı, Kariyer.net İnsana saygı ödülünün tekrarlanma sayısı.
5: Meteksan Sistem, Kişisel bilgisayar (taşınabilir) dağıtıcı, toptancı, bayi gelirleri sıralamasındaki yeri.
4: Meteksan Sistem, Sektörel yazılım, Veri iletişim donanımı, Veri tabanı yazılımı ve Eğitim gelirleri sıralamasındaki yeri.
4: Infronic, Veri yedekleme ve depolama donanımı gelirleri sıralamasındaki yeri.
3: Meteksan Sistem, Sunucu gelirlerinde ve Uygulama geliştirme araçları gelirleri sıralamasındaki yeri.
2: Infronic, E-ticaret gelirleri sıralamasındaki yeri.
2: Meteksan Sistem’in Ankara’daki en büyük biliÅŸim ÅŸirketleri arasındaki sırası.
2: Meteksan Sistem olarak, ERP yazılımı, Doküman arşiv yönetimi yazılımları ve Danışmanlık hizmeti gelirleri sıralamasındaki yeri.
1: Meteksan Sistem olarak, Sistem Bütünleştirme şirketleri arasındaki sırası.
14: Meteksan Sistem, çalışanların bir önceki aya ait maaşlarının öngörülen ödeme tarihi.
1: Meteksan Sistem, önceki aya ait maaşların, 14. günde verilecek taksitinin sıra numarası.

TRT Sansürledi. Biz de yedik…

TRT’nin yayınlarında sansür uygulaması geçtiÄŸimiz hafta yine gündeme geldi. Halit Ziya UÅŸaklıgil’in romanından uyarlanan ve Halit Refiğ’in yönettiÄŸi 1965 yapımı Kırık Hayatlar isimli filmdeki bir muayene sahnesinde, hanım hastanın görüntüsü ortadan kaldırılmış. Konuyla ilgili TRT’den yapılan açıklamada, filmin satın alındığı ÅŸirketten nasıl geldiyse o ÅŸekilde yayınlandığı söylendi. Ancak film 20 yıl önce TRT arÅŸivine girip yayınlanmış ve o günlerde muayene olan kadın hastanın görüntüsüne yer verilmiÅŸ. Tuhaf geliyor kulaÄŸa.

Bende işim gücüm yok,duruma kadın hastanın sırtının görüntüsünün kesilmesi olarak değil de, daha geniş bir sansür penceresinden bir bakayım dedim.

TRT’nin bu konudaki sicili pek iyi deÄŸil. Devlet televizyonu olması sebebiyle ülke çıkarları ile çatışan ÅŸeyleri yayınlama konusunda hassasiyet göstermesini yadırgamak elbette mümkün deÄŸil. Ancak uyguladığı sansürler ve gerekçeleri bu hassasiyetle pek baÄŸdaÅŸmıyor.

ÖrneÄŸin Sayın BaÅŸbakan’ımızın Sayın Çiftçi’mize “lan” demesinin, TRT kameraları tarafından kaydedilip, “haber deÄŸeri olmadığı” gerekçesiyle yayınlanması bana bir tür siyasi sansür gibi geldi. Sayın Bülen Ecevit’in cenaze töreninde Hükümet Yetkilileri Kocatepe Camii’ne girerken atılan sloganlarda, yayının sesinin kısılması ve ardından uzun süredir baÄŸlanılmayan merkez stüdyolarına dönülmesi, bir rastlantıdan fazla sanki. Haber Sendikası üyesi TRT çalışanlarının yeni hazırlanan ve keyfi atamalara izin vermesi nedeniyle adı “TRT’yi tasfiye planı”na çıkan yasayı protesto eden “TRT çalışanlarının” gösterisine yer verilmemesi de bir tuhaf doÄŸrusu.
Bence yaptığı belgeselleri hepimizin izlemesi gereken Banu Avar’ın, “Sınırlar Arasında” programının, DışiÅŸleri Bakanlığı’ndan onay almasına raÄŸmen, TRT tarafından uygun görülmeyerek makaslanması, yayın saatinin sürekli deÄŸiÅŸtirilmesi ve önce kanalının deÄŸiÅŸtirilip sonra yayından kaldırılması yine sevgili TRT tarafından “sansür deÄŸil kardeÅŸim bu” ÅŸeklinde savunuldu.

Tabii ki TRT’den bir BBC olmasını beklemek pek doÄŸru deÄŸil. Ancak en azından bir delikanlı çıkıp “kardeÅŸim televizyon benim, babamın malı gibi kullanırım” diyebilse bence daha şık dururdu. Yoksa Belgin Doruk’un sırtını görmek isteyen de görür, protestoları duymak isteyen de duyar, Banu Avar’ın belgeselini seyretmek isteyen de seyreder(Hatta hemen gider ktunnel üzerinden youtube’a Banu Avar diye arar. Özellikle İsveç ve Fransa’yı tavsiye ediyorum).

Benim gücüme giden sürekli olarak çaldıkları eÅŸeklerimizi bize geri vermeyi vaat eden devlet idarecilerimizin, “bunu göstermeyelim, onu da biraz hafifletelim, ÅŸuna da haber deÄŸil diyelim….. Oooooh mis gibi oldu.” ÅŸeklinde hareket edip, yalnız ve güzel ülkemin insanını keriz yerine koymaya çalışması.

Bizi en iyi Lineker anlar

Gary Lineker Ingiltere’nin 80′li yıllarda ki en önemli ileri uç oyuncusuydu. Kendisinin bende ayrı bir yeri vardır. O top koÅŸtururken, ben sokakta kendisi kılığında futbol oynardım. Yani o zamanlar deli gibi futbol takip ettiÄŸim düşünülürse bana göre dünyanın o dönemdeki en iyi oyuncusuymuÅŸ. Lineker futbol oynadığı dönemde yeteneÄŸi ve zekası ile ön plana çıkmış bir futbolcu. İyi anlaşılsın diye affınıza sığınarak söylüyorum, futbol hayatı boyunca “eÅŸek yüküyle” gol atmış bir kiÅŸilik. Gary LinekerTüm bu golleri atarken bir tane bile sarı kart görmeyen bir oyuncu. Bunlar bence futbolu ne kadar iyi bildiÄŸini gösteriyor. Kendisinin parlak kariyerine buradan ulaÅŸmak mümkün. Türk milleti için pek sevilmeyen bir kiÅŸilik olabilir, zira İngiltere’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı 5-0 ve 8-0′lık iki zulümde kendisi üçer gol atmıştır.

Peki Lineker’in bu futbol bilgisi ve zekası bizim ne iÅŸimize yarar? Åžu iÅŸimize yarar:
Kendimizi Almanya yenilgisi ve kupadan elenmemiz konularında züğürt tipinden de olsa teselli etmeye yarar.

Gary Lineker demiÅŸ ki:
“Football is a simple game. 22 men chase a ball for 90 minutes and at the end, the Germans always win”. Yani:
“Futbol basit bir oyundur. 22 adam 90 dakika boyunca bir topu kovalar, ve sonunda hep, Almanlar kazanır.”

Sessiz Dans

Toronto’da düzenlenen bir festivalin toplanmalarından birine gidiyoruz ÅŸimdi de:
Luminato – Toronto Festival of Arts + Creativity 2008

Kısaca eÄŸlence ÅŸu ÅŸekilde: EÄŸlence alanında toplanan herkes daha önce duyurulan DJ AC Slater’ın bir setini indirip taşınabilir müzik oynatıcılarına yüklüyor ve hepsi beraber kulaklıklarını takıp aynı anda müziÄŸi baÅŸlatıyorlar.

Benim duyduÄŸum en ilginç eÄŸlencelerden biri. EÅŸine rastlama ihtimalinin zaten çok düşük olmasını bir yana bırakıyorum, birilerinden böyle bir ÅŸey yapıldığını da duymadım hiç. BaÅŸka yerlerde benzer ÅŸeyler olmuÅŸ. Bana biraz yabancı sadece. Google’da “Silent Rave” diye aratınca bir çok benzeri bulunuyor.

Buradan eğlencenin bir videosuna ulaşabilirsiniz. Bu bir, iki , üç ağ alanından da fotoğrafları ve eğlence ile ilgili detaylara bakabilirsiniz.

Hakikaten çok özgün bir uygulama. Çok beğendim, aferin düşünenlere.

Öp babanın elini – Çetin Altan

Sevgili Erdinç’ten yine harika bir ülkem özeti. 3 maçtır tam da bize uygun ÅŸekilde son dakika da kurtardığımız maçlarla sevinmeye devam ediyoruz. Kendimize inancımızın artması güzel ama yine bize özgü bir alışkanlık yaratması an meselesi. Milletçe her sıkıntımızın ardından son dakikada atarız dememize çok az kaldı.

Sayın Çetin Altan’ın yazısını tantana’ya uygun bulmuÅŸ Erdinç. Çok da doÄŸru düşünmüş. TeÅŸekkürler.

Öp babanın elini

Özellikle nüfusun erkek kesiminde maç tutkusunun, politik sorunlarla ilgilenmeye ağır basması neden acaba? ÖrneÄŸin yarın akÅŸam Viyana’da Türkiye-Hırvat maçı baÅŸladığı sırada; BaÅŸbakan Tayyip Bey de, vatandaÅŸlara hitap etmeye kalksa; TV izleyicilerinin ağırlığı hangi tarafta yoÄŸunlaşır? Lamsız cimsiz biliyoruz ki, maç tarafında.

Kolay değil, tüm dünyada futbol karşılaşmalarına olan merakın; politik çatışmalara olan meraka ağır basmasını, bir analiz süzgecinden geçirmek.

Bir kez futbol maçları görsel; takımlardan hangisinin hasım kaleyi daha çok sıkıştırdığını da açık seçik görüyorsun, kimin kime gol attığını da…

Politikanın sözlü çatışmalarında ise, ne böyle bir görsellik var, ne de açık seçiklik. Kimin kime daha çok gol attığı, politik şutçuların kendi iddialarından ibaret kalıyor. Ne kalecilerin plonjonlarını görebiliyorsun, ne de ağlara takılan golleri.

Futbolun, politikaya ne zaman ağır basmaya baÅŸladığının tarihini, saptamak da kolay deÄŸil. Ne var ki o tarih, aynı zamanda evrensel bir dönüşümün tarihi. Fransız İhtilali ile baÅŸlayan “demagoglar saltanatı”nın da, yavaÅŸ yavaÅŸ miadını doldurmaya baÅŸladığının tarihi.

Böylesi bir dönüşümün anahtarını kim çevirdi, derseniz?.. Elbet de fizikçiler…

Uzay’a gönderilen uydular sayesinde futbol maçları, dünyanın her yerinden izlenebilir duruma gelmeseydi, maçlara karşı duyulan ilgi; “ulus-devlet” modelinin yereline kilitlenmiÅŸ demagogların, “saltanat kavgaları”na duyulan ilgiye ağır basabilir miydi?

Gerçi milli maçlarda saÄŸlanan zafer, milli bir coÅŸku duygusallığını volkanlaÅŸtırmada… Ancak böyle milli bir duygusallık; yerel politikacıların ne primini artırmakta, ne de onlara karşı ilgiyi…

Maç izleyicileri ve maçlarda tutulan takımlar; “zengin-yoksul” ayrımına göre kutuplaÅŸmıyor. Oysa siyasal kutuplaÅŸmaların saman altında; “mezra, köy, kasaba, taÅŸra, kıyı mahalle, topluluk” ile “toplumlaÅŸmış kent, çaÄŸdaÅŸlaÅŸmış ilçe, zengin mahalle” ayrımlarının iskeletleri yatmakta. Milli maç galibiyetlerindeki ortak coÅŸku, temeldeki ekonomik uçurumları bütünleÅŸtirmeye yetmiyor.

Mars gezegenine inen ve Mars’ın 1 metre derinliklerinden toprak da almayı baÅŸararak, özel deposuna koyan “AnkakuÅŸu”nun yaratıcısı fizikçiler; kim bilir hangi yeni kapıları açmakta insanlığa?

İster misiniz 100 yıl içinde, “Uzay maçları” da oynanmaya baÅŸlasın? Kimlerle kimler mi karşılaÅŸacak diyorsunuz; Uzay’da koÅŸabilen astronotlaÅŸmış futbolcularla, Uzay’da da top oynayabilen robotlar…

Türkiye, onca siyasal tartışma içinde, “80 yıllık bütçe harcamalarının neden hiç ÅŸeffaflaÅŸtırılmadığını” nasıl merak etmiyorsa; fütürist fantezilere de alışık deÄŸil. Oysa “fütürizm”, eÄŸlenceli pencerelerden taze oksijenler taşır küflenmiÅŸ beylik tatavalara.

Astronot futbolcularla uzay robotları arasında yapılacak bir “Uzay maçı”nda, acaba tüm dünya hangi takımı tutar?

Bir yanda sınır ötesi operasyonlar; bir yanda da ekmek, yaş sebze, elektrik ve akaryakıt fiyatlarına sürekli zam varken; fütürist fantezilerin anlamı mı olur?

100 yıl önce de, cep telefonlarıyla sokakta çekilen fotoÄŸrafların, saniyede Avustralya’ya gönderilebileceÄŸinin fantezileri yapılabilseydi; ola ki Türkiye, hâlâ daha “geliÅŸmiÅŸ”lik payesinden bu kadar uzakta kalmazdı.

Eski zamanlarda, yetişkin bir oğlu da olan bir baba; sık sık eve yeni bir kuma getirir ve oğluna, yeni eşini göstererek:
- Öp annenin elini, dermiş.

Bir gün de oğlu, sessizce evlendiği eşini getirmiş eve ve babası kapıdan girer girmez, eşine dönüp:
- Öp babanın elini, demiş.

Babadaki şaşkınlık, eksi sürprizlerin yarattığı şaşkınlıklar için de ortak bir deyim olmuş.
Bakalım, Anayasa Mahkemesi’nin vereceÄŸi kararlar için kimler:
- Öp babanın elini, diyecek…

Ama hepsinin ötesinde ÅŸahlanan merak, yarın akÅŸamki maç… Moraller yüksek mi yüksek…

Kaldı ki, Levent’te ultra modern mekânlar içindeki kafeteryalar da harika; Fenerbahçe Parkı’ndaki Galatasaray Kulübü mutfağının zeytinyaÄŸlı enginarı da…

Daha ne olsun yani?

Yaşasın yasaklar, artık 1 numarayız

Devletimizin ağ alanlarını yasaklayarak iletişimi engelleme(ye çalışma) girişimleri ilk meyvelerini vermeye başladı ve halkımız internet üzerinden yasaklı ağ alanlarına erişim için sahtekarlık (bazen haklı olabiliyormuş) konusunda zirveye yerleşti.

Sevgili Onur’un dikkatini çeken bu konuyla ilgili istatistikler şöyle:

İki ağ alanının erişim istatistiklerinde üst sıralardayız. Bu alanlardan biri ktunnel.com . ktunnel.com bir ağ alanına bağlanmak için öncelikle başka bir alan üzerinden geçmenizi sağlayarak, direk erişimi engellenmiş alanlara erişiminizi sağlıyor. Şu aralar da hiç şüphesiz en çok youtube erişimi için kullanılıyor. Bu bağlantıdan ulaşabileceğiniz ktunnel.com ağ alanının istatistiklerine göre, alana en çok kullanıcı ülkemizden geliyor. Ayrıca neredeyse sadece bizim yüzümüzden alanın son dönem kullanımı bir kaç kat artmış durumda.

ÅžampiyonluÄŸunu zorladığımız ikinci istatistik ise, aÄŸ alanlarının isimlerinin çözümlenmesi saÄŸlayan “alan adı sunucuları”ndan ülkemiz için yasaklanmış alan adlarını da çözebilen opendns.org istatistikleri. Bu baÄŸlantıdan göreceÄŸiniz gibi tek rakibimiz sevgili müttefiÄŸimiz A.B.D.

Opendns.org‘da ki ikinciliÄŸi baÅŸarısızlık olarak nitelendiriyorum. Bunun için önlemlerin alınmasını ve gerekiyorsa google’a eriÅŸimin kapatılmasını yetkililerden rica ediyorum.

Yeni Nesil Oyuncak

Sevgili yeÄŸenime almış olduÄŸumuz yeni bir oyuncağı sizlerin huzurlarına çıkarmak istiyorum. Gerçekten cok basit olsa da, bizim zamanımızda yoktu demeye uygun nitelikte bir oyuncak. Son derece eÄŸlenceli ve gürültücü. Kendi adıma Doruk’un oyuncakları arasında en iyisi.

Bu filmi Google Video hizmeti üzerinden sizlerle paylaşıyorum. Beni buna mecbur eden, yıllardır gün boyu televizyonlarda her türlü ahlaksızlığın gösterilmesine izin verip YouTube’u yasaklayan zihniyeti bir kez daha kınamak istiyorum.

Huzurlarınızda oldum olası sevdiğim ördeklerin bir temsilcisi.
Dans eden ördek… :