
Microsoft’un ne ile ilgileneceğini bilememesinin sonucu olarak ortaya çıkan yeni ürünü WorldWide Telescope. Uzay teleskoplarına çevrimiçi ulaşmanızı sağlıyor. GoogleEarth ‘ten sıkılanlara duyurulur.
dunya kategorisi için arşiv.
ABD Ulusal Mühendislik Akademisi hiç derdimiz yokmuş gibi 21. yüzyılda üzerinde en çok uğraşılacak mühendislik çalışmalarını listelemiş. Şampiyon güneş enerjisini ekonomik hale getirmek olmuş.
Sıralı tüm liste aşağıda. Detaylar ise burada:
1. Güneş enerjisinin ekonomik hale getirilmesi
2. Füzyon yoluyla enerji elde edilmesi
3. Temiz su kaynaklarına erişim
4. Tersine-mühendislikle beynin anlaşılması
5. İleri düzeyde kişiselleştirilmiş eğitim
6. Karbon tecrit yöntemlerinin geliştirilmesi
7. Yerleşim altyapılarının yenilenmesi ve iyileştirilmesi
8. Bilimsel buluş araçlarının tasarlanması
9. İleri sağlık bilişimi
10. Nükleer terörün engellenmesi.
11. Daha iyi ilaçların geliştirilmesi
12. Nitrojen döngüsünün yönetimi
13. Siberuzayın emniyeti
14. Gelişmiş sanal gerçeklik
Ülkemiz yıllık Sibirya Soğukları günlerini yaşamaya başladı. Sansasyona bayılan basın yayın kuruluşlarımızın “geberene kadar üşünecek hava” anlamına getirmek için kullandığı bu tamlama artık herkes tarafından o kadar benimsenmiş durumda ki, insanımızın Sibirya’yı Erzurum’un bir kasabası olduğunu düşünmesi an meselesi. Zira kendisi Balkan’lara kafa tutacak seviyede hava durumlarına ve ana haber bültenlerine konu olur durumda.

Durum bu şekilde abartılacak kadar vahim olmamasına rağmen bu yılın en soğuk döneminden geçtiğimiz doğru.
14 Ocak 2007 saat 00:58 itibariyle biz evimizde otururken dışarıda hava sıcaklıkları şu durumda:
Ankara -12
Erzurum -30
Kars -29
Kayseri -22
Sivas -28
Ancak Dünya’nın en soğuk yeri ülkemiz değil.
Özellikle Rusya’da ve Kanada’da çok daha soğuk şehirlerle karşılaşmak mümkün. Örneğin an itibariyle Rusya’nın kuzey şehirlerinden 800 nufuslu Oimekon’da sıcaklık -53 derece. Zaten burası Asya kıtasında kayıt edilebilmiş en düşük sıcaklığa 1933 yılında -68 derece ile ulaşmış bir bölge. Bununla ilgili tüm liste için bu ağ alanını önerebilirim. Kanada’nın Yellowknife şehrinde ise şu anda sıcaklık -34 derece. Bu seviye için bile sıcaklık terimini kullanmak kulağa biraz garip geliyor. Moğolistan’ın Ulan-Bator şehri ise -39 derece ile serin bir gün yaşıyor. Sıcaklığın burada da -50 olduğu günlerle karşılaşmak mümkün.
Daha ne kadar soğuk olabilir sorusu aklına gelen varsa, bununla ilgili hizmeti de ayağınıza getiriyorum: Şu ana kadar kayıt edilebilmiş en düşük sıcaklık Antartika – Vostok’ta -89.2 derece olarak ölçülmüş. Bu rakamlardan sonra sevgili basınımızı insaflı olmaya çağırıyorum.
Sıcaklıkların kulağa daha sevimli gelmesini sağlamak için kullanılan en basit yöntem, Kelvin ölçeği kullanmak. Böylece sıcaklığın Antartika’ya gitmediğiniz durumda 200 derece altına düşme şansı bulunmuyor. İçimiz ısınıyor.
İnsanoğlunun arsız olduğunu kabul ederek ve “yazın sıcaklar bitsin diye bu kadar istersek sonumuz bu olur” diyerek, sadece sosyetik evlerin bahçelerinde yaz aylarında telef olmaktan zorla kurtulan Sibirya kurtlarına yarayan bu havaların bir an önce makul sıcaklıklara geri dönmesini diliyorum.
Internet ağ alanları üzerine bir kaç çizim. Son resim çok anlaşılır değil. Burada internet üzerindeki uç noktalar birleştirilmiş.
Bence en iyisi periyodik cetvel olmuş.
Malumunuz Irak’ta 2003 yılında başlayan özgürleştirme harekatı sonucu ülke bir iç savaşla yüzyüze kalmış durumda. Gazeteler ve radyo-televizyon haber bültenleri Irak’taki çatışmaları her gün sonuçları ile veriyor. Artık 3 büyük futbol takımımızdan sonra televizyonlarda haberi her gün yayınlanan tek konu Irak.
Bu kadar şiddetin yaşandığı bir ülkeden çıkan haberlerin neredeyse yüzde doksan beşi bir saldırı veya çatışma ve sonucunda ölen kişilerin sayısı oluyor. Haber başlığı genelde “Irak’ın şu şehrinde çıkan çatışma ya da meydana gelen patlama neticesinde xyz kadar Irak’lı öldü” şeklinde oluyor. xyz kimi zaman 5 kimi zaman 250. Bu çatışmalar sonucunda eğer müttefik kuvvetler askerlerinden ölen olmuşsa, şimdiye kadarki yeküne eklenerek, “Harekatın başladığı günden bu yana ölen Amerikan askeri sayısı böylece 4.987′ye yükseldi” şeklinde bir cümle ile haber bağlanıyor.
Peki neden kimse “Harekatın başladığı günden bu yana ölen Irak’lı sivil sayısı şuna yükseldi” demiyor. Yaklaşık bir senedir böyle bir rakam bekliyorum ama henüz açıklayan olmadı. Sanıyorum bu bilgi artık haber değeri taşımıyor. Çünkü her gün ölen onlarca sivil haftada bir ölen bir kaç batılı ülkenin askeri kadar ilgi çekici ya da ilginin çekilmesi gereken bir şey değil.
Bu rakamı haberlerden öğrenme umudumu keserek kendim araştırmaya karar verdim. Karşılaştığım rakamlar arasında beklediğim gibi uçurumlar var. Rakamlara geleceğim ama genel olarak gördüğüm kadarıyla savaş sonucu ölen insan tanımı yapılırken savaş ve peşi sıra getirdiği koşullar sonucu ölenler düşünülüyor.
Bu bağlantıda okuduğum makalede iki kurumdan farklı rakamlar geliyor. Iraq Body Counts isimli kurum şu ana kadar ölen Irak’lı sayısının 69660 ile 76112 arasında olduğunu söylüyor. Bu sayı bulunurken Irak’ta müttefik güçler tarafından yapılan harekatlarda ölenler ile müttefik güçlere karşı düzenlenen saldırılarda ölen siviller göz önüne alınmış. Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health tarafından yürütülen bir çalışmaya göre ise 2003 yılından bu yana 601.027’si şiddet olayları ve saldırılar nedeniyle toplam 654.965 Irak’lı sivil ölmüş. Aradaki fark ise savaş nedeniyle oluşan yoksulluk sonucu ortaya çıkan açlık ve hastalıklar yüzünden ölenlerin sayısı. Bu bağlantıda aynı zamanda ölü sayısının saatte ve günde kaç kişi olduğuda yazıyor ama ben bu rakamlardan istatistik yaratılmasını pek etik bulmadığımdan bahsetmiyorum.
Bir başka ağ alanında ölen sivil sayısının bir milyonu geçtiği belirtiliyor ve bir sayaçla gün gün takip ediliyor. Bu rakam benim okuduğum diğer yazılara göre biraz yüksek ancak rakamı nasıl topladıkları anlatılıyor. Yandaki resimde bu siteden alıntıdır ve kendiliğinden sürekli güncellenmektedir. Ümitim güncellemeye ihtiyaç olmaması tabii.
ABD hükümetine göre ise ölen sivil sayısı 30.000 civarında. ABD başkanının açıklamasına göre “abartıldığı kadar yüksek” değil yani.
Savaşın haklılığı ya da terörizm ile mücadele boyutunu bir yana bırakırsak bu korkunç rakamları aklımın almasında zorlanıyorum. Irak’ta her gün siviller ölüyor. Bu rakamlar her gün artıyor. Ölü sayısını 600.000 olarak düşünürsek Irak’taki son savaş su anda ölü sayısı açısından henüz otuzuncu sırada. Bu güne kadarki tüm savaşlara ait listeye buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca sevgili vikipedi’nin buradaki sayfasından da Irak savaşına ait farklı rakamlara ulaşmanız mümkün.
Minyatür Dünya çalışması gezegenimizdeki eşitsizlikleri ve sorunları ele alan Birleşmiş Milletler verilerine dayali bir çalışma. Minyatur Dunya’da nüfus sadece 100 kişi.
Bu yüz kişinin 61′i Asya’lı, 12’si Avrupa’lı, 13′ü Afrika’lı, 8′i Kuzey 5′i Güney Amerikalı ve 1′i de Okyanusya’lı oluyor.
Yarısı kadın yarısı erkek. 47’si şehirlerde yaşıyor. 9′u özürlü.
47’sinin temel sağlık ihtiyaçları karşılanmıyor. 18′inin temiz suyu yok.
Tüm Dünya servetinin yaklaşık %60′ı 6 kişinin.
13′ü aç ya da kötü besleniyor.
14′ü okuma yazma bilmiyor.
12’sinin bilgisayarı, bunların 3′ünün interneti var.
Yaşı 15-49 arası olan birisi HIV virusu taşıyor.
Buzdolabı, yatağı, gardrobu ve bir çatısı olanlar kalan %75′ten daha zengin.
18′i günde en fazla 1 dolar 53′ü en fazla 2 dolar ile geçiniyor.
Çalışmanın sonunda verilen mesaj aslında bir çoğumuzun okurken aklından geçen şey oluyor:
“Sahip olduğuna şükret”
Minyatür Dünya ile ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ülkemizde bu sorunların bir çoğu geçerli hatta bazılarının fazlası var. Ama böyle bir çalışma bulamadım. O yüzden bence buna bir göz atın.
Internet’te her gün düzenli olarak girdiğimiz ağ alanlarının sayısı gittikçe artıyor. Artık gazetenin basılı hali ya da posta kutusunun anahtarla açılan türü gittikçe daha az kullanılır hale geldi. Artık hepimizin sık kullanılanlar diye bir listesi ve burada bir çok kayıtı var.
Sevgili Time dergisi bu durumu Amerikan kanı taşımasının etkisiyle olsa gerek biraz duygusallaştırarak bir yazı haline getirmiş. Yazının başlığı “Olmadan yaşayamayacağımız 25 ağ alanı”(25 sites we can’t live without).
Listenin şampiyonu Amazon.com alani. 20 yaş ve üzerinde obezitenin %55′e ulaştığı hareketi sevmeyen bir ülke için gayet normal bir seçim olmuş doğrusu. Listemizin ikinci sırasında BBC.co.uk üçüncü sırasında bir çok şehir içinde aranılan mekanların bulunmasını sağlayan citysearch.com sitesi bulunuyor. Listede google 12. sırada, wikipedia ise ancak 24. sırada bulunuyor. Ozellikle bu son ikisinin en başta olması gerektiği konusunda ısrarlıyım. Ancak Time dergisi alışveriş ve sosyal paylaşım sitelerini daha hayati bulmuş olmalı. Tabi bunların ağ ortamında yapılması sonucu ortaya çıkacak hayatın ne kadar yaşanilabilir olduğu konusunda bir tartışmaya girilmemiş.
Gittikçe artan ağ hizmetlerinin günlük bunaltı içinde işimize yarar gözükmesinin yanında, insanlar arası etkileşimi azaltması bu işi biraz düşünülmesi gereken bir hale getiriyor.
Ayrıca yine Time’da yayınlanan en kötü beş alanı da buradan ulaşabilirsiniz.
Dünyamızın yeni 7 harikasının seçimi sonuçlandı. 21 aday harikanın (?) katıldığı seçimde daha önce listede olmayan 7 harikanın harikalığı tescillendi. Bu cümleyide yazmak bana garip geldi. Sanki top 10 listesi oluşturuyor gibi seçim yapmanın dahası bunun 7 ile sınırlanmış olmasını aklım pek almadı.
Yeni harikalarımız Çin Seddi (Çin), Petra antik kenti (Ürdün), İsa Heykeli (Brezilya), Macchu Pichu kayıp şehiri (Peru), Chichen Itza piramidi (Meksika), Coliseum (Italya) ve Tac Mahal (Hindistan) oldular. Hala var olan tek eski harika olan Mısır’daki Giza piramitleri ise eski harika nasıl listeden çıkar denmesin diye hakikaten tam bir rezillik örneği olacak şekilde onur ödülüne layık görüldü. Boylece Mısır halkının da kalbi kırılmamış oldu.
Listeye giremeyen harika adayları arasında Ayasofya, Eiffel Kulesi, Özgürlük anıtı, Alhambra sarayı, Sidney Opera binası ve Kremlin sarayı gibi meşhur yerlerde bulunuyor. Şahsen ülkemizde bulunan Ayasofya’ya bir mansiyon dahi verilmemesi beni çok üzdü. Halkımızın bu konuda kayıtsız kalmayacağından eminim.
UNESCO da bu seçimden rahatsız olacak ki bir açıklama yayınlayarak, seçimin tüm dünyanın seçimi olmadığını sadece internet üzerinden bir oylama olduğunu belirtmiş ve eski harikalara bir saygısızlık edilmemesi gerektiğini belirtmiş. Seçimdeki lakayıtlığa bir örnek vermek gerekirse Brezilya’da (ülkemizde de çeşitli oylamalar için sıklıkla uygulanan tarzda) bir İsa’ ya oy verin kampanyası yürütülmesini gosterebiliriz.
Bu seçim ile ilgili yazıma son vermeden once gerçek yedi harikayı da burada anarak saygımı ifade etmek isterim.
Babil’in Asma Bahçeleri
Zeus Heykeli
Artemis Tapinağı
Rodos Heykeli
Iskenderiye Feneri
Halikarnas Mozolesi



