Archive for the ‘eÄŸlence’ Category

Sessiz Dans

Toronto’da düzenlenen bir festivalin toplanmalarından birine gidiyoruz ÅŸimdi de:
Luminato – Toronto Festival of Arts + Creativity 2008

Kısaca eÄŸlence ÅŸu ÅŸekilde: EÄŸlence alanında toplanan herkes daha önce duyurulan DJ AC Slater’ın bir setini indirip taşınabilir müzik oynatıcılarına yüklüyor ve hepsi beraber kulaklıklarını takıp aynı anda müziÄŸi baÅŸlatıyorlar.

Benim duyduÄŸum en ilginç eÄŸlencelerden biri. EÅŸine rastlama ihtimalinin zaten çok düşük olmasını bir yana bırakıyorum, birilerinden böyle bir ÅŸey yapıldığını da duymadım hiç. BaÅŸka yerlerde benzer ÅŸeyler olmuÅŸ. Bana biraz yabancı sadece. Google’da “Silent Rave” diye aratınca bir çok benzeri bulunuyor.

Buradan eğlencenin bir videosuna ulaşabilirsiniz. Bu bir, iki , üç ağ alanından da fotoğrafları ve eğlence ile ilgili detaylara bakabilirsiniz.

Hakikaten çok özgün bir uygulama. Çok beğendim, aferin düşünenlere.

Yeni Nesil Oyuncak

Sevgili yeÄŸenime almış olduÄŸumuz yeni bir oyuncağı sizlerin huzurlarına çıkarmak istiyorum. Gerçekten cok basit olsa da, bizim zamanımızda yoktu demeye uygun nitelikte bir oyuncak. Son derece eÄŸlenceli ve gürültücü. Kendi adıma Doruk’un oyuncakları arasında en iyisi.

Bu filmi Google Video hizmeti üzerinden sizlerle paylaşıyorum. Beni buna mecbur eden, yıllardır gün boyu televizyonlarda her türlü ahlaksızlığın gösterilmesine izin verip YouTube’u yasaklayan zihniyeti bir kez daha kınamak istiyorum.

Huzurlarınızda oldum olası sevdiğim ördeklerin bir temsilcisi.
Dans eden ördek… :

2008 Çevrimiçi günlük ödülleri

Maalesef herkesin tahminlerinin aksine bu sene ödülü ben kazanamadım, zira aday bile deÄŸildim. Ama bu hırsımın artmasına neden oldu doÄŸrusu.Her ÅŸeye raÄŸmen “blog” kelimesinin Türkçe’sinin “çevrimiçi günlük” olduÄŸuna karar vermiÅŸ olmam da bir ödül sayılabilir.

2008 çevrimiçi günlük yarışması http://2008.blogodulleri.com/ adresinde yapılıyor. Siz yazıyı okurken yarışma sona ermiş olabilir. Ama eğer sizde benim gibi internette gezecek sayfa bulmakta zorlanıyorsanız, buradan aday günlüklere göz atarak eğlenebilirsiniz.

Amacım seneye final oynamak.

Çevrimiçi Gramafon

Sanat müziği ve Türkçe Sözlü Batı Müziği sevenlere, fasıla gideceğim, dağarcığımı genişleteyim diyenlere, annesi oğlum/kızım ne var şu internette, dediğinde cevap vermek isteyenlere ağ alanımızın bir armağanı:

taylanesen.net Yurttan Sesler Korosunu takdim eder…

http://radyobirzamanlar.com

Turkcell Süper Lig artık bitsin – Devenin sırtı 1

Hafta sonu Sivasspor – GençlerbirliÄŸi OftaÅŸ futbol maçına gitme gibi bir ÅŸanssızlık yaÅŸadım. Sivasspor’un bu sezonu baÅŸarılı geçirmesinin babamda yarattığı heyecan ve toprak özlemi önceki haftadan maç için sözleÅŸmemize neden olmuÅŸtu.

Maç günü babamın erken gitme ısrarlarına, “nasıl olsa ufak takım maçı kalabalık olmaz” düşüncesiyle direniÅŸlerim stadyuma vardığımızda büyük bir utanç duymama neden oldu. Esasında utancı duyması gerekenin kim olduÄŸuna karar vermekte hala zorlanıyorum.

Zira bir futbolseveri hasta edecek neredeyse her ÅŸeyi yaÅŸadık. İlk olarak stadyum otoparkından faydalanamadık. Sebep olarak bize otoparkın basın, polis, yöneticiler (diÄŸer adıyla protokol) vs. gibi futbolun kimin için oynandığını sorgulatan bir grup sayıldı. Biz de büyüklerimize saygı gösterip araçlarına yaklaÅŸmamayı kabullenerek arabamızı stada 500 metre uzaklıkta park kılıklı bir yere bıraktık. Stada girerken çekirdeÄŸimizi aldık, ilk polis tacizinden geçip bilet almak için giÅŸeye gittik. Ancak Sivasspor taraftarına bilet stadın diÄŸer tarafında satıldığı için ilk giÅŸeden elimiz boÅŸ ikinciye doÄŸru yürümeye baÅŸladık. Yürüyüşümüz sırasında karşımıza sevgili köpeÄŸiyle bir polis çıktı ve “buradan geçemezsiniz” diyerek bize yolu yaklaşık 3 katına çıkaracak bir güzergah çizdi. Kabalık edip neden diye sorunca da “geçemezsiniz arkadaşım” ÅŸeklinde tatmin edici bir cevap verdi. Polise saygımızdan belirttiÄŸi yolu takip ederek giÅŸeye ulaÅŸtık ve en azından tarif ettiÄŸi yol doÄŸru olduÄŸundan kendisine şükran duyduk. Biletlerimiz aldık, ikinci polis tacizinden sonra kapalı tribün giriÅŸini sorunca koca statta tüm taraftarlar için zaten sadece bir tribünün açık olduÄŸunu, onunda giriÅŸinin az önce yanından geçtiÄŸimiz insanların oluÅŸturduÄŸu sıranın ucunda olduÄŸunu öğrendik. 25.000 kiÅŸilik stadyum bomboÅŸken tek bir kapıdan ortalama dakikada 2 kiÅŸinin girebildiÄŸi bir sistemle seyirci almak kimin aklından çıktı bilmiyorum ama tabii ki seyirci maç baÅŸladığında hala dışarıda olduÄŸu için huysuzlanıyordu. Tam bu huysuzluk anlarında yurdum insanı tarafından keÅŸfedilmiÅŸ bir ÅŸeyin içinde buldum kendimi. Yaklaşık 250 metre uzunluÄŸunda 2′ÅŸerli olarak sıralanmış kızgın kalabalık yaÅŸadığı rezaleti yuhalamaya baÅŸladı. Ama bu kadar mı organize olunur? Kimse kimseyi kırmıyor. Sıra da birinin aklına “niye bekliyoruz burada” sorusu gelip yuhlamaya baÅŸlamasını takip eden mikrosaniyeler içinde stadyum çevresi inliyordu. Ancak bu sırada baÅŸka bir yurdum insanı icadı olan tepkilere kayıtsız kalma devreye girdi ve bizim tribüne giriÅŸimiz ancak maçın 28. dakikasında oldu. Bu sırada 3. kez polisler tarafından mıncıklanmayı artık yadırgamaz olduk. Balık istifi görünümünde bir grup Sivasspor taraftarıyla samimi biçimde maçı izlemeye baÅŸladık. Önümüzdeki tarlada spor yapmaya çalışan zavallı 22 arkadaÅŸ hakemin sürekli olarak çaldığı ve benim yeni olduÄŸuna kanaat getirdiÄŸim düdüğü sayesinde donarak ilk yarıyı tamamladı.

Devre arasında sahaya buzdan donan çimleri iyice berbat etmeye yönelik arkasında silindir taşıyan bir traktör girdi. Traktör şöförü tarla görünümlü sahada o kadar havaya girdi ki futbol sahalarında görmeye pek alışık olmadığımız biçimde bir trafik kazası yaşandı. Traktör şöförü silindiriyle devre arasında ısınan futbolculardan bir tanesinin bacaklarını şöyle bir yokladı ve gülümseyerek sahayı terk etti. Ama devre arasında gördüğüm en acı olay bu değildi. Stadyum köftesi diye andığım içindeki kıyma miktarı bulgur miktarının yaklaşık dörtte biri olan köfteler yerlerini dondurulmuş köftelere bırakmıştı artık. Bunun hüznünü yaşarken ikinci yarı başladı. Çekirdek yiyerek ısındığımız ikinci yarının sonunda da Sivasspor biz tribüne daha giremeden attığı ve bu yüzden göremediğimiz gol ile maçı 1-0 kazandı.

Stadyumdan çıkıp polisin daha önce tarif ettiÄŸi yoldan arabamızın bulunduÄŸu yere gidecekken karşımıza yine bir polis çıktı. Giderayak tekrar bir tacize uÄŸrayacağız diye düşünürken polis bize geldiÄŸimiz yolunda kapatıldığını belirtti. Dayanamayıp yine nedenini sorunca “otobüs çıkacak, geçemezsiniz. İsterseniz bekleyin otobüs çıkınca geçersiniz” cevabını aldık. “İyi bekleyelim ne zaman çıkar?” diye karşılık verince polis abimizin gayet sakin “yarım saat, bir saat falan sürer” ÅŸeklinde herkesi kendi gibi iÅŸi gücü yok sanan cevabıyla iyice rengimiz attı. Bu kezde geldiÄŸimiz yolun 3 katı daha yolu geçerek arabamıza ulaÅŸtık.

Yani özetle maça zamanından 20 dakika önce gittik, 25.000 kişi kapasiteli stadyuma, 10 da biri doluyken girmek için 45 dakika bekledik, maçın tek golünü göremedik, köfte yiyemedik, hakemin maçın keyfini polislerin ise bizim keyfimizi yok etmesini izledik normalde yürümemiz gereken yolun 10-15 katını yürüdük ve -5 derece sıcaklıkta donarak eve döndük.

Giriş kuyruğunda en konuşulan konuya şaşırmayacaksınız: Ondan sonra maça gidilmiyor, stadyumlar boş diyorlar. Maça geliyoruz içeri almıyorlar!
Benim bu aralar en çok tekrarladığım atasözüne de. Üzülerek yazıyorum: Deveye sırtın neden eğri diye sormuşlar. Nerem doğru ki demiş.

Palindrom – mordnilaP

Palindrom; harfleri ters sıra ile yazıldıklarında da anlamlı olan kelime dizilerine verilen ad. En bilinen örneÄŸi “ey edip adanada pide ye” olan palindromlarda kelime dizisi tersten okunduÄŸunda aynı diziyi oluÅŸturması gerekmiyor.

Birkaç ilginç örnek verelim:

traÅŸ adama ÅŸart
a man, a plan, a canal: panama
al kazık çak karaya kayarak kaç kızakla

Aslında çok anlamlı cümleler deÄŸiller. Tahminime göre birileri eÄŸlence olsun diye bulmuÅŸ bu iÅŸi. Ancak Monsieur Georges Perec’in “Le Grande Palindrome (Büyük Palindrom)” isimli dizisi, palindromu oyundan ziyade bir sanata çevirmiÅŸ. Zira bu palindromda tam 5000 kelime kullanılmış. Bu, benim bulabildiÄŸim, anlamlı olduÄŸu için kabul görmüş en uzun palindrom. 17 binin üzerinde kelimeden oluÅŸmuÅŸ palindromlar da bulunmasına raÄŸmen bunlar anlamsız olduklarından kabul görmemiÅŸler.

Edebiyatımızda da palindrom kullanan şair ve yazarlarımız olmuş. Behçet Necatigil ve Üstün Alsaç palindromları keşfetmiş kişilermiş.

Palindrom konusunun benim çok ilgimi çeken bir kullanımı daha var . Los Amantes Del Circulo Polar (Kutup Çizgisi Aşıkları) isimli filmde olayların geliÅŸiminin, palindrom mantığında olduÄŸu söyleniyor. Birbirini baÅŸta ve sonda tekrarlayan olaylar varmış. Ayrıca baÅŸ rollerdeki karakterlerin isimleri “Otto” ve “Ana”. Filmin bir bölümü İzlanda’da geçiyormuÅŸ ve hava kararmıyormuÅŸ. Bu da palindromsal bir etki daha katıyor filme. Son izlediÄŸim İzlanda yapımı film (Noi Albinoi – Buzdan Hayaller) bende vakit kaybı hissi yaratmış olsada, Kutup Çizgisi Aşıkları bir merak uyandırdı.

Palindrom kelimesi çok açık olduÄŸu üzere yabancı kökenli. Türkçe karşılığı olarak “tekrarbaÅŸlayan” kullanılıyor. Ancak ararken bu ÅŸekilde kullanırsanız fazla sonuca rastlamanız mümkün deÄŸil. Ben de konuyu doÄŸru aktarabilmek için aÄŸ alanımızın ilkelerinden bir yazılık taviz vermiÅŸ bulunuyorum.

Yazımızla ilgili teÅŸekkürü sevgili Güçlü‘ye yolluyoruz. Bu konuya dikkatimizi çektiÄŸi için.

MüziÄŸe devam – Extrawelt

Ağ alanımızın müzikseverlere bir ikramı daha olacak.
Huzurlarınızda Extrawelt, Soopertrack…

İlk duydugumda seneler öncesinde dinlediÄŸim Massive Attack mp3′lerini aklıma getiren ve tekrar arayıp dinlememe neden olan bir parça.

Extrawelt ile tanışmamızı saÄŸlayan sevgili Senem’e teÅŸekkür ediyoruz.

Kıyafet Şöleni

Yaklaşık bir ay kadar önce sevgili Burak’ın doÄŸum gününü kutladık. Kutlamamizdan iki hafta kadar önce Burak telefon edip 8 Eylül tarihinde program yapmamamı o gün özel bir ÅŸeyler olacağını söyledi. Merak içinde bunun ne olduÄŸunu öğrenmeyi beklerken bir kaç gün sonra Burak tekrar aradı ve o gün doÄŸum gününü kutlayacağımızı ancak bunun normal bir doÄŸum günü eÄŸlencesi olmayacağını bir kıyafet eÄŸlencesi olduÄŸunu söyledi. Açıkçası garipsemedim, çünkü böyle bir toplantı yapacak tek tanıdıklarım sevgili Mutlu çiftiydi.

Tabi bizim alıştığımız eğlencelerden çok farklı olan bu sosyetik eğlence için ne giyebileceğimi bulmak epey vakit aldı. Ne giyeceğimi son geceye kadar bulamadım. Son gün annemin her şeyi saklama huyunun ilk kez bir faydasını gördük. Ertesi gün aşağıdaki resimdeki gibiydim.

Resim 1. Arap Åžeyhi

Evde bizi sevgili Sezar ve toprağım Kleopatra karşıladı. DiÄŸer konuklar arasında 2 doktor, 1 vampir, 1 kızılderili, 2 Japon hanımı (Birisi Selen’di. Annemin zulasından ona da bir kimono çıktı), 1 ninja, genç Nuri Alço ve 2 kurbanı vardı. Onların fotoÄŸraflarını burada izinsiz yayınlamıyorum.
Kıyafetim erkek katılımcılar arasında yapılan oylamada birinci gelerek başarısını ispat etti. Hanımlar dalında kazanan bir Japon oldu.

Toprağım Kleo ve Sezar çok iyi hazırlanmışlardı. Tüm gece eÄŸlenmemizi saÄŸladılar. Hatta gecenin ilerleyen saatlerinde, Playstation’ın buradan görebileceÄŸiniz dans halısını bile kullandık. Åžimdi burada herkese haykırmak istemiyorum ama dayanamıyorum, bu kısımda F yerine D alan üç kiÅŸiden biri de bendim. Hemde bu kıyafetle.

Bu geceyi fotoÄŸrafları ancak aktarabildiÄŸim için yeni yazıyorum. Gerçekten hayatım boyunca unutmayacağım bir geceydi. Kızılderili Meriç “bu kıyafetler üzerimizdeyken bir tur atalım dışarıda” demiÅŸti. Genelde kabul görmedi ama keÅŸke atsaymışız. Hem böylece eve girerken göz teması kurmamaya çalıştığımız yan komÅŸunun hissiyatınıda daha açık öğrenebilirdik.