internet kategorisi için arşiv.

“Röportaj Mimi de ne oluyor?” sorusuna mahal vermeden açıklamamı yapayım. Röportaj Mimi, blog sahiplerinin çevrelerindeki eş, dost blogculara yine çevrelerindeki diğer blogculardan gelen bir kaç soruyu yöneltmesi sonucu oluşan bir zincir.

Sevgili OnurKa’da beni mimlemiş. Kendimle röportajıma vakit kaybetmeden başlayayım.

Sorular ve cevaplarım şöyle:

1.Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
Kendi adıma bir alanım olsun düşüncesiyle aldığım taylanesen.net içerisinde ne eklesem diye düşünürken Onur’un blogunu gördüm ve eğlenceli olacağını düşünerek kendiminkini oluşturmaya karar verdim. İlk yazımıda Google’ın Bloogger hizmetini kullanarak 8 Haziran 2007’de yazdım.

2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Belli bir konu ya da eğilim yok yazılarımda. Ama bir çatı altında toplayayım dersem, çoğu paylaşmak istediğim şeyler. Genel olarak içimden geldiği gibi yazıyorum. Bu da iyi kötü yazılarımda bir tarz oluşmasını sağlamıştır herhalde.

3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Çok fazla sayılmaz. Ancak genelde evde yazdığım için yazıların sonuna doğru bir miktar uykudan feragat etmiş olabiliyorum. Uyku bana hiç bir zaman yetmediği için bu durum da çok olağanüstü sayılmaz.

4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan beklenti yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Henüz eğlenceli olmaya devam ediyor. Bir gün beklenti yüzünden yazacağımı düşünmüyorum. Sonuçta benim yazmak istediğim şeyler olması, bu işi keyifli yapan.

5.Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Keyif aldığım ve paylaşabildiğim surece devam edeceğim.

Bende bu zinciri, bir blogu olma zamanı çoktan geçmiş olan sevgili İbrahim ile, ilk yazılarından biri olmasını sağlamak amacıyla devam ettiriyorum

Sanat müziği ve Türkçe Sözlü Batı Müziği sevenlere, fasıla gideceğim, dağarcığımı genişleteyim diyenlere, annesi oğlum/kızım ne var şu internette, dediğinde cevap vermek isteyenlere ağ alanımızın bir armağanı:

taylanesen.net Yurttan Sesler Korosunu takdim eder…

http://radyobirzamanlar.com

Şirketlerde genellikle internet trafiğini denetlemek, bant genişliğini korumak ve kullanıcıların çalışma sürelerini eğlence amaçlı ağ alanlarında gezerek boşa harcamasını engellemek amacıyla farklı içerik filtreleme yazılımları kullanılıyor. Bu yazılımlar özetle, bilgisayarınızdan çıkan trafiği dinleyerek, engellemenin gerekli görüldüğü yerlerde devreye girip, yaratmaya çalıştığınız bağlantıyı kopartıyor.

Yerel ağınızda bunu aşmak kullanıcı seviyesinde çok kolay değil. Ancak benden duymuş olmayın VPN (Virtual Private Networking – Sanal Özel Ağ) teknolojileriyle bunun üstesinden gelmek mümkün. VPN ‘nin altında yatan, sizin trafiğinizin bilgisayarınızdan başlayan ve engellemeleri aşabileceğiniz bir ağa kadar uzanan bir tünelden geçirilip, bu ağdan internete çıkış yapmanızın sağlanması. Bu şekilde sizin ağ trafiğinizi yerel ağınızda maskeleyerek filtreleme yazılımından kaçırmak mümkün oluyor. Tabii bunun için kurumunuzdaki güvenlik duvarında VPN ile ilgili izinlerin açık olması gerekiyor. Benim şirketimde açık ve Websense filtreleme yazılımını aşabiliyorum.

Hotspot Shield Logo

Bu amaçla kullanabileceğiniz yazılımlardan bir tanesi Hotspot Shield. Onurka’nın blogunda şu sayfada bahsettiği yazılım sizin trafiğinizin ABD üzerindeki sunucular üzerinden internete çıkmasını sağlıyor.

Hotspot shield’i ayrıca, sadece ABD’de ki kullanıcılara hizmet veren Pandora gibi ağ alanlarına da bağlanmak için kullanılabilirsiniz.

Gözönünde bulundurulması gereken bir konu bu şekilde trafiğinizin yabancı bir ağdan geçiyor olması. Bu yüzden benim tercihim, bu şekilde bir bağlantı üzerinden kişisel bilgilerinizi (parola, posta adresleri vs.) kullanmayacağınız ağ alanlarına erişmek.

Açıkçası bu şekilde bir bağlantı şirketlerin güvenlik politikasını delmek anlamına geliyor. Ancak eğer bu bağlantıyı kurabiliyorsanız, o güvenlik politikası zaten yeterince işe yaramıyor ve bulunması şirketin kendini kandırmasını sağlıyor demektir. Açıkları şirketimize göstermek için zararsız bir yöntem. Denemekten çekinmeyin bence.

AnchorFree firmasının ürünü olan Hotspot Shield eklentisini buradan indirerek kurabilirsiniz.

Internet ağ alanları üzerine bir kaç çizim. Son resim çok anlaşılır değil. Burada internet üzerindeki uç noktalar birleştirilmiş.

Bence en iyisi periyodik cetvel olmuş.

Periyodik CetvelOnline CommunityWeb TrendInternet Haritası

Minyatür Dünya çalışması gezegenimizdeki eşitsizlikleri ve sorunları ele alan Birleşmiş Milletler verilerine dayali bir çalışma. Minyatur Dunya’da nüfus sadece 100 kişi.

Bu yüz kişinin 61′i Asya’lı, 12’si Avrupa’lı, 13′ü Afrika’lı, 8′i Kuzey 5′i Güney Amerikalı ve 1′i de Okyanusya’lı oluyor.

Yarısı kadın yarısı erkek. 47’si şehirlerde yaşıyor. 9′u özürlü.
47’sinin temel sağlık ihtiyaçları karşılanmıyor. 18′inin temiz suyu yok.
Tüm Dünya servetinin yaklaşık %60′ı 6 kişinin.
13′ü aç ya da kötü besleniyor.
14′ü okuma yazma bilmiyor.

12’sinin bilgisayarı, bunların 3′ünün interneti var.
Yaşı 15-49 arası olan birisi HIV virusu taşıyor.
Buzdolabı, yatağı, gardrobu ve bir çatısı olanlar kalan %75′ten daha zengin.
18′i günde en fazla 1 dolar 53′ü en fazla 2 dolar ile geçiniyor.

Çalışmanın sonunda verilen mesaj aslında bir çoğumuzun okurken aklından geçen şey oluyor:

“Sahip olduğuna şükret”

Minyatür Dünya ile ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Ülkemizde bu sorunların bir çoğu geçerli hatta bazılarının fazlası var. Ama böyle bir çalışma bulamadım. O yüzden bence buna bir göz atın.

Internet’te her gün düzenli olarak girdiğimiz ağ alanlarının sayısı gittikçe artıyor. Artık gazetenin basılı hali ya da posta kutusunun anahtarla açılan türü gittikçe daha az kullanılır hale geldi. Artık hepimizin sık kullanılanlar diye bir listesi ve burada bir çok kayıtı var.

Sevgili Time dergisi bu durumu Amerikan kanı taşımasının etkisiyle olsa gerek biraz duygusallaştırarak bir yazı haline getirmiş. Yazının başlığı “Olmadan yaşayamayacağımız 25 ağ alanı”(25 sites we can’t live without).

Listenin şampiyonu Amazon.com alani. 20 yaş ve üzerinde obezitenin %55′e ulaştığı hareketi sevmeyen bir ülke için gayet normal bir seçim olmuş doğrusu. Listemizin ikinci sırasında BBC.co.uk üçüncü sırasında bir çok şehir içinde aranılan mekanların bulunmasını sağlayan citysearch.com sitesi bulunuyor. Listede google 12. sırada, wikipedia ise ancak 24. sırada bulunuyor. Ozellikle bu son ikisinin en başta olması gerektiği konusunda ısrarlıyım. Ancak Time dergisi alışveriş ve sosyal paylaşım sitelerini daha hayati bulmuş olmalı. Tabi bunların ağ ortamında yapılması sonucu ortaya çıkacak hayatın ne kadar yaşanilabilir olduğu konusunda bir tartışmaya girilmemiş.

Gittikçe artan ağ hizmetlerinin günlük bunaltı içinde işimize yarar gözükmesinin yanında, insanlar arası etkileşimi azaltması bu işi biraz düşünülmesi gereken bir hale getiriyor.

Ayrıca yine Time’da yayınlanan en kötü beş alanı da buradan ulaşabilirsiniz.

Seçime günler kala siyasi partilerimizin artik alışılagelmiş birbirlerini tehdit etme mesajlarına yepyeni bir boyut getirildi.

AKP Gençlik kolları AR-GE başkanı bir bilim insanı(!) partinin hazırladığı açık oturum sayfasında kendi tarafından kabul görmeyecek mesajlar atan kişilerin IP adreslerini not edip seçimin ardından kendilerine hesap soracacakları tehdidinde bulundu. Ilgili habere buradan ulaşabilirsiniz.

Özellikle Estonya-Rusya arasındaki bilişim savaşının ardından ülkemizde de bilgisayar teknolojileriyle ilgilenen siyasi şahsiyetler olduğunu görmek beni çok sevindirdi. Bundan böyle bu tip teknolojik konuların hayatımızda daha çok yer alacağı fikrine kapıldım. Örneğin tarayıcı tipine göre siyasi görüş analizi ilk aklıma gelen. Bu da şu şekilde işliyor: Eğer Firefox kullanıyorsanız açık kaynağı destekliyorsunuz, demek ki oyunuz bağımsız adaya gidecek, not ediyorum IP’ni.

Bir diğer kolaylıkta bundan böyle posta adresi yerine IP adresi kullanılması olmalı bence. Ayrıca IP adresi olmayanın resmi işlem yapamamasi ve mazotu 2 ytl’den alması gündeme getirilmeli.

Gününün önemli bir kısmında IP adreslerine saygı gösteren birisi olarak bu densiz arkadaşın yaptığı manasız açıklamayı kınıyorum. Zaten kendisinin IP adresi şu anda elimde. Artık gerisini kendisi düşünsün.

Google’ın şahsen hiç kullanmadığım kendimi şanslı hissediyorum özelliğinde fransızların hiç hoşuna gitmeyecek tarihi bir gerçek saklı olduğunu öğrendim. Google’ın ingilizce sitesine girip arama bölümüne “french military victories” yazar ve “I’m feeling lucky” düğmesine basarsanız Fransa tarihi ile ilgili gerçeklere ulaşıyorsunuz. Öncelikle sevgili google ne zaferi kardeşim sen herhalde yenilgiler demek istedin diye bir çıkışta bulunuyor. Siz eğer tamam öyle olsun derseniz açılan sayfada adamların tarih boyunca en buyuk savaş başarılarının beraberlik olduğunu görüyorsunuz. Tabi iki tarafında fransız olduğu fransız ihtilalini kazanmayı nasil olduysa başarmışlar.

Özellikle fransız zulmunu senelerce yaşamış birisi olarak google’ın bu hareketi çok hoşuma gitti.

Aferin çocuklara…

RSS beslemelerine üye olun