Archive for the ‘özel günler’ Category

“Kont, Dük filan… “

Erdinç’in geçenlerde gönderdiÄŸi bir Yılmaz Özdil yazısı. Ben takip edememiÅŸtim, saÄŸolsun Erdinç okumamı saÄŸladı. OlaÄŸanüstü bir yazardan Kraliçe’nin Türkiye seyahatine kendince bir yorum. Yazıyı buradan aktarırken, aklıma 23 Nisan’da yazdığı baÅŸka bir yazıyı daha paylaÅŸmak geldi. Ona da buradan ulaÅŸabilirsiniz.

TeÅŸekkürler dostum. En çok da Romanya’lardan ilgini kesmediÄŸin için.

Not: İçinde dolaÅŸma ÅŸansım oldu. Dolmabahçe Sarayı’nın BeÅŸiktaÅŸ Deniz Müzesi arkasındaki kapısı günümüzde BaÅŸbakanlık İstanbul ofisinin giriÅŸi olarak kulanılmakta.

Kont, Dük filan…

Kayseri eşrafından tornacı Hacı Ahmet Hamdi efendinin oğlu Abdullah, dün akşam, Windsor hanedanının varisi, Kral 6’ncı George’un kızı, Birleşik Krallık Hükümdarı, İngiltere Kraliçesi 2’nci Elizabeth Alexandra Mary ile birlikteydi.*

Rize Güneysulu taka kaptanı Ahmet reisin Kasımpaşalı oğlu Tayyip ise, Yunan Kralı 1’inci George’un torunu, veliaht Galler Prensi’nin babası, Greenwich Baronu ve Edinburgh Dükü, Prens Philip Mountbatten ile sohbet etti.

Atatürk işte budur.

Devrimlerine savaÅŸ açılan Mustafa Kemal, takunyalıların öve öve bitiremediÄŸi saltanatı kovmasaydı… Abdullah ile Tayyip, ofis olarak kullandıkları Dolmabahçe Sarayı’nda bahçıvan bile olamazdı! Çünkü, bahçıvanlık makamı bile babadan oÄŸula geçiyordu.

Homongoloslar bugün hala “smokin caiz mi, deÄŸil mi” diye tartışırken, Mustafa Kemal, batı standartlarını aÅŸan bir vizyonla, Anadolu insanının önünü açmış; tornacı çocuklarına, taka reisi çocuklarına “fırsat eÅŸitliÄŸi” saÄŸlamıştı.

Eminönü esnafı imam Ahmet Bey’in kızı “first lady” Hayrünnisa Gül, balkabağının faytona dönüştüğü “peri masalı”nı andıran gecede, Kraliçe’yle göz göze geldiÄŸinde neler hissetti, bilmem…

Ama 105 parçalık yenilmez armadayla Çanakkale’yi geçemeyen İngiltere’nin Queen Elizabeth’i, dün, hayranlığını özetleyen ÅŸu kelimeleri yazdı Anafartalar Kahramanı’nın özel defterine…

“Mustafa Kemal’e saygılarımı sunmak benim için büyük onurdur.”

Yerli Malı Haftası

İçinde bulunduğumuz hafta eskiden, ilkokul zamanlarında, derslerin askıya alınıp sofraların hazırlandığı yerli malı haftası. Artık belirli gün ve haftalara saygımızı yitirdiğimizden mi yoksa yerli malı ürünümüz kalmadığından mıdır bilemiyorum, yerli malı haftası pek revaçta değil.

Sebebin ikincisi olması ihtimali daha yüksek. Örneğin memleketin her yerinden sular kaynaklarından şakır şukur akarken, bakkal ve büfelerimizden yabancı üreticilerin filtreleyip şişeledikleri laneten suyu almak zorunda kalabiliyoruz.

Çok büyük ihtimalle 90′lı yıllarda dogmus çocukların hiç kutlamadığı, yerli malı diye bir ayrım var mıydı diyebilecekleri bu hafta, bana göre tıpkı diÄŸer kültürel deÄŸerlerimiz gibi kaybolup gitmiÅŸ ve biz farketmemiÅŸiz. Maalesef bu gençler cevizli sucuk, fiskobirlik fındığı ve finike portakalını aynı masada göremeyecek.

Yine de hatırlatmakta fayda görüyorum
Yerli malı yurdun malı , her Türk onu kullanmalı