sansür kategorisi için arşiv.

TRT’nin yayınlarında sansür uygulaması geçtiğimiz hafta yine gündeme geldi. Halit Ziya Uşaklıgil’in romanından uyarlanan ve Halit Refiğ’in yönettiği 1965 yapımı Kırık Hayatlar isimli filmdeki bir muayene sahnesinde, hanım hastanın görüntüsü ortadan kaldırılmış. Konuyla ilgili TRT’den yapılan açıklamada, filmin satın alındığı şirketten nasıl geldiyse o şekilde yayınlandığı söylendi. Ancak film 20 yıl önce TRT arşivine girip yayınlanmış ve o günlerde muayene olan kadın hastanın görüntüsüne yer verilmiş. Tuhaf geliyor kulağa.

Bende işim gücüm yok,duruma kadın hastanın sırtının görüntüsünün kesilmesi olarak değil de, daha geniş bir sansür penceresinden bir bakayım dedim.

TRT’nin bu konudaki sicili pek iyi değil. Devlet televizyonu olması sebebiyle ülke çıkarları ile çatışan şeyleri yayınlama konusunda hassasiyet göstermesini yadırgamak elbette mümkün değil. Ancak uyguladığı sansürler ve gerekçeleri bu hassasiyetle pek bağdaşmıyor.

Örneğin Sayın Başbakan’ımızın Sayın Çiftçi’mize “lan” demesinin, TRT kameraları tarafından kaydedilip, “haber değeri olmadığı” gerekçesiyle yayınlanması bana bir tür siyasi sansür gibi geldi. Sayın Bülen Ecevit’in cenaze töreninde Hükümet Yetkilileri Kocatepe Camii’ne girerken atılan sloganlarda, yayının sesinin kısılması ve ardından uzun süredir bağlanılmayan merkez stüdyolarına dönülmesi, bir rastlantıdan fazla sanki. Haber Sendikası üyesi TRT çalışanlarının yeni hazırlanan ve keyfi atamalara izin vermesi nedeniyle adı “TRT’yi tasfiye planı”na çıkan yasayı protesto eden “TRT çalışanlarının” gösterisine yer verilmemesi de bir tuhaf doğrusu.
Bence yaptığı belgeselleri hepimizin izlemesi gereken Banu Avar’ın, “Sınırlar Arasında” programının, Dışişleri Bakanlığı’ndan onay almasına rağmen, TRT tarafından uygun görülmeyerek makaslanması, yayın saatinin sürekli değiştirilmesi ve önce kanalının değiştirilip sonra yayından kaldırılması yine sevgili TRT tarafından “sansür değil kardeşim bu” şeklinde savunuldu.

Tabii ki TRT’den bir BBC olmasını beklemek pek doğru değil. Ancak en azından bir delikanlı çıkıp “kardeşim televizyon benim, babamın malı gibi kullanırım” diyebilse bence daha şık dururdu. Yoksa Belgin Doruk’un sırtını görmek isteyen de görür, protestoları duymak isteyen de duyar, Banu Avar’ın belgeselini seyretmek isteyen de seyreder(Hatta hemen gider ktunnel üzerinden youtube’a Banu Avar diye arar. Özellikle İsveç ve Fransa’yı tavsiye ediyorum).

Benim gücüme giden sürekli olarak çaldıkları eşeklerimizi bize geri vermeyi vaat eden devlet idarecilerimizin, “bunu göstermeyelim, onu da biraz hafifletelim, şuna da haber değil diyelim….. Oooooh mis gibi oldu.” şeklinde hareket edip, yalnız ve güzel ülkemin insanını keriz yerine koymaya çalışması.

RSS beslemelerine üye olun