Bu sayfalarda siyasi yazı yazma gibi bir adetim yok. Ancak bir miktar böyle gözükebilir. Yine de aksi icin çalışayım.
Geçen salı günü (25 şubat) akşam saat 20′de arabada radyoodtü açık giderken, müzik çalmamasından gıcık kaparak ne anlatıldığını dinledim. Saat başı olması nedeniyle genç arkadaşlar günün haberlerini veriyordu.
Sıradaki haber Hocalı Katliamı’nın yıldönümüydü. Birçoğumuz için bir şey ifade etmeyen,bilenlerin çoğunun unutmuş olabileceği bu olay; 1992 yılında Ruslar tarafından desteklenen Ermeni Ordusu’nun Azerbeyacan’ın Karabağ bölgesindeki Hocalı şehrinde resmi kaynaklara göre 613, resmi olmayan kaynaklara göre 1.300 kişiyi tam tabiriyle katletmesi.
Olayın bu şekli ile haberlere konu olması gayet doğal. Hatta kardeşimiz dediğimiz bir halkın başına gelen bir felaket olması bunu en önemli haberlerden birisi olmasını bile sağlar.
Ancak bu noktada radyoodtü’deki sunucunun da işaret ettiği bir sorun var. Bu haber gün içinde herhangi bir gazete, radyo veya televizyon kanalında yer bulamamış. Bu durum en çok (hatta göründüğü kadarıyla sadece) radyoodtü’yü rahatsız etmiş olacak ki; yıllardır dinlediğim radyoda ilk kez bir habere yorum yapıldığına şahit oldum. Kısaca söylenen şuydu: “Diaspora denen soytarı topluluğu her yerde istediklerini söyleyip, söyletip, kabul edilmesine uğraşıp, kısmen de başarılı olurken ve bizim basınımız bunlara fazlasıyla yer verirken; kendi insanımızın katledilmesi unutulup, unutturulmak istenip halka sunulmuyor. Birilerinin işlerine ne geliyorsa, nasıl haberler yapılması isteniyorsa o yapılıyor.”
Zaten her yanı ile takdir ettiğim bir radyodur. Bu hareketleri ile radyoyu işleten, diğer radyolara göre bir avuç genç arkadaş, ne kadar büyük olduklarını bence ispatladılar.
Geçen sene başından beri toplumca olmadığımız kişi, girmediğimiz kılık kalmadı. Ama gördüğüm kadarıyla bir radyoodtü olamadık.
Hocalı Katliamı ile ilgili gerçekleri öğrenmeye buradan başlayabilirsiniz. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili gerçekler için ise Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun “Türk’ün Türk’e propagandasını yapıyoruz” sloganı ile çıkan Tarih Gelecektir kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. Kitap yaklaşık 150 sayfa ve sadece 5 YTL’ye satılıyor.
Pasifik’te, eski, unutulmuş bir askeri üs.
Zorlu görevler yüzünden aklını kaçırmış askerler ve ordunun kurtulamadığı örnek subaylar buraya gönderilirler.
Burada, medeniyetten çok uzaklarda, kanun ve kurallar deliliklerini besler.
Çavuş Al genç ve cesur askerlere sevgisini büyütüyor.
Dr. Friedrich fotoğrafçılık yeteneğini geliştiriyor.
Ve yaşlı, aklen yitik General A sanatını yaratıyor.
Ne kağıt kullanıyor, ne de tuval.
Tamamen farklı bir şeyler deniyor.
Arkamıza yaslanmadan son bir ilave. Film içindeki müzik Fanfare Ciocarlia isimli Romanya kökenli Balkan müziği topluluğuna ait.
Malumunuz Irak’ta 2003 yılında başlayan özgürleştirme harekatı sonucu ülke bir iç savaşla yüzyüze kalmış durumda. Gazeteler ve radyo-televizyon haber bültenleri Irak’taki çatışmaları her gün sonuçları ile veriyor. Artık 3 büyük futbol takımımızdan sonra televizyonlarda haberi her gün yayınlanan tek konu Irak.
Bu kadar şiddetin yaşandığı bir ülkeden çıkan haberlerin neredeyse yüzde doksan beşi bir saldırı veya çatışma ve sonucunda ölen kişilerin sayısı oluyor. Haber başlığı genelde “Irak’ın şu şehrinde çıkan çatışma ya da meydana gelen patlama neticesinde xyz kadar Irak’lı öldü” şeklinde oluyor. xyz kimi zaman 5 kimi zaman 250. Bu çatışmalar sonucunda eğer müttefik kuvvetler askerlerinden ölen olmuşsa, şimdiye kadarki yeküne eklenerek, “Harekatın başladığı günden bu yana ölen Amerikan askeri sayısı böylece 4.987′ye yükseldi” şeklinde bir cümle ile haber bağlanıyor.
Peki neden kimse “Harekatın başladığı günden bu yana ölen Irak’lı sivil sayısı şuna yükseldi” demiyor. Yaklaşık bir senedir böyle bir rakam bekliyorum ama henüz açıklayan olmadı. Sanıyorum bu bilgi artık haber değeri taşımıyor. Çünkü her gün ölen onlarca sivil haftada bir ölen bir kaç batılı ülkenin askeri kadar ilgi çekici ya da ilginin çekilmesi gereken bir şey değil.
Bu rakamı haberlerden öğrenme umudumu keserek kendim araştırmaya karar verdim. Karşılaştığım rakamlar arasında beklediğim gibi uçurumlar var. Rakamlara geleceğim ama genel olarak gördüğüm kadarıyla savaş sonucu ölen insan tanımı yapılırken savaş ve peşi sıra getirdiği koşullar sonucu ölenler düşünülüyor.
Bu bağlantıda okuduğum makalede iki kurumdan farklı rakamlar geliyor. Iraq Body Counts isimli kurum şu ana kadar ölen Irak’lı sayısının 69660 ile 76112 arasında olduğunu söylüyor. Bu sayı bulunurken Irak’ta müttefik güçler tarafından yapılan harekatlarda ölenler ile müttefik güçlere karşı düzenlenen saldırılarda ölen siviller göz önüne alınmış. Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health tarafından yürütülen bir çalışmaya göre ise 2003 yılından bu yana 601.027’si şiddet olayları ve saldırılar nedeniyle toplam 654.965 Irak’lı sivil ölmüş. Aradaki fark ise savaş nedeniyle oluşan yoksulluk sonucu ortaya çıkan açlık ve hastalıklar yüzünden ölenlerin sayısı. Bu bağlantıda aynı zamanda ölü sayısının saatte ve günde kaç kişi olduğuda yazıyor ama ben bu rakamlardan istatistik yaratılmasını pek etik bulmadığımdan bahsetmiyorum. Bir başka ağ alanında ölen sivil sayısının bir milyonu geçtiği belirtiliyor ve bir sayaçla gün gün takip ediliyor. Bu rakam benim okuduğum diğer yazılara göre biraz yüksek ancak rakamı nasıl topladıkları anlatılıyor. Yandaki resimde bu siteden alıntıdır ve kendiliğinden sürekli güncellenmektedir. Ümitim güncellemeye ihtiyaç olmaması tabii.
ABD hükümetine göre ise ölen sivil sayısı 30.000 civarında. ABD başkanının açıklamasına göre “abartıldığı kadar yüksek” değil yani.
Savaşın haklılığı ya da terörizm ile mücadele boyutunu bir yana bırakırsak bu korkunç rakamları aklımın almasında zorlanıyorum. Irak’ta her gün siviller ölüyor. Bu rakamlar her gün artıyor. Ölü sayısını 600.000 olarak düşünürsek Irak’taki son savaş su anda ölü sayısı açısından henüz otuzuncu sırada. Bu güne kadarki tüm savaşlara ait listeye buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca sevgili vikipedi’nin buradaki sayfasından da Irak savaşına ait farklı rakamlara ulaşmanız mümkün.